Untitled Document

HATIRA - ÜSKÜB VE YAHYA KEMÂL

Üsküb, hem halkının yaşayışı, konuşuşu, giyinişi ile, hem de destanlaşmış Türk kahramanlığını aksettiren evliyâlarıyla tam bir Türk şehriydi. “Bu şehir Fâtih devrinin rûhânî bir mezarlığıydı.” diyen Yahya Kemâl, “Karanlıkta Uyanan Biri” adlı nesrinde anlattığı bu peyzaj ve duygu içinde büyümüştü:

“Her köşesinde bir evliyâ yatardı. Halkı rivâyet ederdi ki, ya Bağdad’da bir evliyâ fazla imiş yâhud Üsküb’de, ulemâ henüz bu bahsi halledememiş. Lâkin Üsküb’ün evliyâları hep cengâverdiler. Türbelerinin duvarlarında bir insanın taşıyamayacağı kadar ağır ve büyük, paslı kılıçlar, kalkanlar, zincirler asılı dururdu. Bukağılı Baba’nın başı ucunda, düşman zindanında taşıdığı bukağılar vardır. Kaleiçi’nde yatan Câfer Baba’nın kabri gülleden bir duvarla örülüydü. Düşman Üsküb’ü sardığı zaman topa tutmuş, Câfer Baba da şehrin üstüne düşürülen gülleleri, daha havada iken, elma tutar gibi eliyle tutar, üst üste yığar, kabrinin etrâfına gülleden bir duvar örermiş. Gâzi Baba, etrâfında binlerce gâziyle, bir türbede yatardı. Kandil geceleri, Gâzi Baba semti bir mum şehrâyâni hâlinde görülürdü. Haydar Baba’nın türbesi, Kosova Meydan Muhârebesi’nin yolu üzerindeydi. Fakat bu şehrin binbir evliyâsını sayamayacağım...”

Büyük şâir sonradan âilesi ile berâber yerleştiği Selanik’te Üsküb’ün bu ruhâni havasını aradığını söyler.

DÜNKÜ CEVAP

Hiç yükselmez. Çünkü yaşlı ağaçların, gövdeleri değil dalları uzar.



Erkek : Salih - Kız : Saliha  - Yemek : Un çorbası, Fırında alabalık, Helva, Meyve



Featured Image 01