Untitled Document

HATIRA - OSMANLININ İNCELİĞİ

“Dostlarımızdan biri, içinde bin altın bulunan bir torba ile İstanbul’dan Beyoğlu’na dönüyordu. Tophâne iskelesine çıkarken torba yırtılır, paralar dökülüp rıhtımın üstüne dağılır ve hattâ bâzıları denize yuvarlanır. Hemen halk üşüşür, herkes bulabildiği kadar toplar. Torbanın sâhibi olanları büyük bir endişe ile tâkib eder; fakat her taraftan gelip paraları torbaya koyduklarını görünce içi biraz ferahlar. Hattâ kayıkçılar suya dalıp denizin dibine gitmiş olan paraları çıkarmaya başlarlar. Avrupalı dostumuz bütün bunlara karşı cömertlik göstermek isterse de vazîfelerini yapmış olduklarından bahsederek her biri bir tarafa çekilir. Bahşiş kabul etmezler. İşte bunun üzerine hammalın biri torbayı yüklenip dostumuzun evine götürür. Zavallı adamın büyük bir merak içinde parasını hemen saymış olduğunu tabiî tahmin edersiniz; bir çok ziyâna uğramış olduğunu zannederken bin altın tam olarak torbada olduğunu görünce hayretler içinde kalır. Gözlerine inanamaz, bir daha sayar; tek bir altın bile eksik olmadığını anlar. Halkın en fakir tabakasında incelikle zarâfetin bu derecesi acabâ yalnız Türklere mi münhasırdır? Her hâlde şurası muhakkaktır ki, bu vaziyet hiç değilse büyük bir hakkâniyetle hüsn-i niyyet şuûrunun Türk milletine şeref veren bir ifâdesi demektir”.

A. L. Castellan-1811

ŞİİR - KÖTÜ GÜNLER

Geldi çattı kötü günler,
Görmez misin melâneti?
Zuhûr eder birer birer,
Kıyâmetin alâmeti.



Sefâhet aldı yürüdü,
Vicdanları hırs bürüdü,
Hayâ damarı kurudu,
Uzak görme felâketi.

Yalan, gıybet arttı gâyet,
Dinlemezler hadîs âyet,
Böyle gider ise şâyet,
Gel gör kardeş cinâyeti.

Kötülükler oldu moda,
Haram lokma olmaz gıda,
Acep ne der buna Hüdâ,
Bekle kardeş kıyâmeti.

M. Ziyâ Akça-Manisa

 

DÜNKÜ CEVAP

0.5


Erkek : Cevat - Kız : Fazilet  - Yemek : Fırında patates, Izgara balık, Salata, Sütlaç



Featured Image 01