Untitled Document

SOHBET - İŞİN ESÂSI

Allahü teâlâ; insanların dünyada rahat ve huzur içinde yaşamalarını, âhırette de sonsuz saâdete kavuşmalarını istiyor. Bunun için de, seâdete sebep olan fâideli şeyleri emretti. Felâkete sebep olan ve zararlı şeyleri yasak etti. Dinli olsun, dinsiz olsun, inansın, inanmasın, herhangi bir kimse, bilerek veyâ bilmeyerek, Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uyduğu kadar, dünyada rahat ve huzur içinde yaşar. Fâideli ilâcı kullanan herkesin, dertten, ve sıkıntıdan kurtulması gibidir. Şimdi dünyada; dinsiz ve imânsız, çok kimsenin ve milletlerin, birçok işlerinde muvaffak olmaları, Kurân-ı kerîmin ahkâmına uygun olarak çalıştıkları içindir.

Kurân’ı kerîme uyarak, âhırette sonsuz seâdete kavuşabilmek için ise, buna inanarak uymak lâzımdır. Yâni, müslüman olmak lâzımdır.

İslâm Ahlâkı: 171

TARİH - UYVAR ÖNÜNDE BİR TÜRK

Budapeşte’nin 80 km kuzeybatısında ve Viyana’nın 110 km doğusunda yer alan Uyvar Kalesi, 17. yüzyılda doğudan Orta Avrupa’ya açılan en önemli kapıydı.

1663 yılında Osmanlı Devleti’nde, Köprülü-zâde Fâzıl Ahmed Paşa Sadr-âzâm idi.  Bu vazîfeye gelişinin ikinci yılında ve ilk seferinde bu kapıyı kırmak üzere harekete geçince, Avrupa’da heyecan fırtınaları esti. Çünkü, yarım asrı aşkın süreden beri, Osmanlı-Avusturya kapışması olmamıştı. Bu büyük sefer, Osmanlılar’ı bir sonun başlangıcı noktasına da getirebilir, onlara Viyana yolunu da açabilirdi.

Avrupa’nın bu en müstahkem kalesi olan Uyvar, Türk askerinin olağanüstü gayret gösterdiği şiddetli muhasaraya ancak 38 gün dayanabildi ve fethedildi. Olay, bütün Hıristiyan ülkelerde geniş yankılar uyandıracak ve o güne kadar görülmemiş ölçüde neşriyât yapılmasına yol açacaktı. Ve herhangi bir işte örnek kararlılık, azim, cesâret, şecaat ve yiğitlik gösterildiğinde, “Uyvar önünde bir Türk gibi kuvvetli.” denilmesi, Avrupa’da atasözü hâlinde yerleşecekti.



Erkek: Hayri - Kız: Hümeyra  - Yemek : Sulu köfte, Patates püresi, Salata, Muhallebi



Featured Image 01