HATIRA - KARDEŞLİK Mİ
Yedi senelik evli bir kadının dramıdır bu... Birgün, kocasını yolcu edince iki ağabeyi gelir eve.
- Ooo, hoşgeldiniz âbi.
İkisi de, hayatta biricik kız kardeşini iltifat yağmuruna tutmaktalar.
- Bizi dinle bacım... İki kardeş, oturup enine boyuna düşündük...
- Hayırdır âbi? Nedir bu mesele?...
- Biliyorsun, üçümüze de, babamızdan epey bir mirâs kaldı. Düşündük ki, 7 seneden beri çocuğun olmuyor. Olacağı da yok. Allah gecinden versin, sen ölürsen, babamızın mîrâsı bu adama gidecek. Çıtır çıtır yiyecek. Hem de kiminle yiyecek biliyor musun?
- Kiminle âbi?
- Alacağı kadınla.
Daha nice diller dökerek, bacılarını ikna etmeyi başarırlar. 1-2 gün içinde tapudaki işlemleri yaparlar.
Bu kadıncağıza, Cenâb-ı Hak, ertesi sene nurtopu gibi bir oğlan evlât vermesin mi? Âilede bayram vardır... Birgün durumu ağabeylerine açar:
- Âbi, biliyorsunuz Allah bana bir çocuk verdi. Artık babamdan kalan mîrâs, bu çocuğumun hakkı olacak.
- Ne demek istiyorsun bacı?
- Demek ki siz benim malıma göz dikmişsiniz...Nasıl da inandım size?
- İşte mahkemenin yolu!...
Neticede dava başlamıştır.... Ve bir imza ile kavuştukları mîrâs, tekrar bacılarına gidecektir... İki kardeş, cânice bir fikirde karar kılarlar. Büyük ağabey, küçüğüne :
- Bu böyle gitmeyecek!.. Önümüzdeki mahkemede davayı kazanacaklar. Bir sonraki mahkemeye sen gelme... Eniştemle bacımın yolları, mezarlıktan geçiyor. Sen ateş edip bacımızı vurduğunda, ben hemen “Yetişin, eniştem bacımı vurdu!” diye bağıracağım. Böylece, eniştem hapse, bacım da mezara girecek. Mîrâs bize kalacak.
...Kadıncağız yığılıp kalmıştır, kurşun, annenin kucağında uyumakta olan, minik yavrunun tam kafasına isâbet etmiştir. Feryâdından daha yüksek bir şekilde feryâda başlayan büyük ağabey, suç bastırmak gayretindedir:
- Yetişin, eniştem bacımı vurdu!...
Erkek : Rıfkı - Kız : Fahike - Yemek : Patlıcan kebabı, Makarna, Meyve
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE