Untitled Document

SOHBET - KABİR SUÂLLERİ

Dünyada iken i’tikâdı ve ameli düzgün olan kimseler, kabirde suâl meleklerine rahat bir şekilde cevap verirler ve kabirleri genişleyerek, Cennet bahçelerinden bir bahçe hâline gelir.

Eğer ölen kimsenin i’tikâdı bozuk ise, Ehl-i sünnet i'tikâdında değil ise, bid’at ehline uydu ise, suâllere doğru olarak cevap veremez.

Suâl meleklerinin, Rabbin kim? suâline, Rabbim Allah, diyemez, başka şeyler söyler. Bunun üzerine melekler, bir kere vururlar, kabri ateş ile dolar. Sonunda sönmeye başlar. Fakat sönmeden tekrar alevlenerek kuvvetlenir. Bu hâl kıyâmete kadar böyle devam eder.

Birçok kimse de, Dinin nedir? suâline, Dinim İslâm, diyemez. Çünkü bu kimse dünyada iken hakkıyle islâmiyeti yaşamamıştı.

Bâzıları da, Kitabın hangisidir? suâline Kur'ân-ı kerîm, diyemez. Çünkü bunlar Kur’ân-ı kerîmi okur, fakat emirleri ile amel etmezlerdi.

Bâzı kimseler de, Peygamberin kimdir? suâline, Peygamberim Muhammed aleyhisselâm, diyemez. Çünkü, Peygamberimizi hakkıyle sevip O'nun yolundan gitmemişlerdir.

Bâzı kimseler de, Kıblen neresidir? suâline, Kıblem, Kâbe-i şerîf, diyemez. Çünkü bunlar, namazlarını muntazam olarak kılmazlardı.

Kabir azabını ve kabir hâllerini akıl ile anlamak imkânsızdır. Kabirde hem rûha, hem de bedene azap vardır. Buna inanmamak çok tehlikelidir. Bu inanış, mezârdan kalkmaya inanmamaya götürür. Çünkü her ikisi de Allahü teâlânın kudreti ile olmaktadır.
Kabir azâbının olduğu, Âyet-i kerîmelerde, Hadîs-i şerîflerde ve âlimlerin sözlerinde açıkça bildirilmektedir.



Erkek : Nasuh - Kız : Saime  - Yemek : İşkembe Çorbası, Biber dolması, Şekerpare



Featured Image 01