MANZUM MENKIBE - FUDAYL BİN İYAD
Lâkin ibâdetini, terk etmezdi yine de.
Kendisi reis olup, vardı çok adamları,
O, çadırda oturur, sevk ederdi onları.
Bir gün büyük bir kervan geliyordu ilerden,
Fark etti adamları, kâfileyi o yerden.
Hazırlığa geçtiler, yolunu kesmek için,
Lâkin çok malı vardı, kervanda bir kişinin.
O kimse altınları, alıindi deveden.
Onları saklayacak, aradı bir yer hemen.
Az ilerde bir çadır görügirdi içeri,
Baktı namaz kılıyor, içerde gençten biri.
Dedi: “Biraz ilerde hırsızlar görüyorum.
Şunları emin yere bırakmak istiyorum.”
O kişi, altınlara dönübakmadı bile,
Dedi: “Bırak onları, şuraya elin ile.”
Geldi ki kâfilede, ne kadar mal ve eşya,
Var ise, tamamını, gasediyor eşkıya.
O kimse düşündü ki: “Bari o altınları,
Alıta terk edeyim, acele buraları.”
Geldi çadıra müthiş; toplanmış eşkıyalar,
O gencin önünde, yığılmış bütün mallar.
Fudayl, zengin adama, şöyle baktı o zaman,
Dedi: “Altınlarını git aynen al oradan!”
Adamları dedi ki: “Sen ne yaptın ey Fudayl,
Dedi: “Mâdem o kişi etmiş bana hüsn-ü zân.”
Belki zandan dolayı, beni de Hak teâlâ,
Şu işlerden kurtarıp, çıkarır doğru yola.”
Nihâyet öyle oldu, eşkıyâlığı bıraktı,
Sonunda evliyâ oldu, ödedi borçlarını.
FIKRA - MUSLUKÇU
Evin hanımı telefon ederek muslukçu çağırır. Birkaç saat bekleyip gelmeyince, pazara çıkar.
O sıra muslukçu gelip zili çalar. İçerde bulunan papağan; “Kim o?” der. Dışardaki “Muslukçu!” diye cevap verir. Her zil çalışta aynı şey olur. Bu duruma dayanamıyan muslukçu, kapının önüne bayılıp düşer. O ara gelen evin hanımı kapının önüne gelince şaşkın şaşkın sorar. “Kim o?” İçerden papağan cevap verir: “Muslukçu!”
Erkek : Nureddin - Kız : Şaduman - Yemek : Etli Mantar, Tavuk, Bulgur Pilavı, Karpuz
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE