ŞİİR - FETİH GÜNÜ
Sonra ışık hâlinde şerefle şan geliyor.
Dokuzyüz yıl önce de eşsiz Anadolu’ya,
Tekbir sesleri ile, bir Alparslan geliyor.
Zaferler sizin diye izin vermiş yaratan,
Süleyman şah soyundan, Âl-i Osman geliyor.
Anadolu Hisarı mimarını beklerken,
Yıldırım ünvaniyle, Bayezıt Hân geliyor.
Çok şerefli bir baba, gönül ehli hükümdar,
İkinci Murad denen Koca Hâkan geliyor.
Mehmed’e ders vermeye davet edildiğinden,
Hacı Bayram-ı Veli, Ulu Sultan geliyor.
Değerli hocalarla yetişen bu çocuğun,
Dehâsına bir ışık, iz’an, irfan geliyor.
İlim, sanat öğrenmiş, savaşa dünden hazır,
Peygamberin müjdesi: Vakti-zaman geliyor.
Yedi yüz tonluk toplar Edirne’den Bizans’a,
Üç hilâlin ardından destan destan geliyor.
Yüz yetmiş bin askerin kılıç-kalkan sesiyle,
Beyaz atı üstünde, asıl bir can geliyor.
Devletin bayrağını, surlara dikmek için,
Ulubatlı kahraman, Şehit Hasan geliyor.
Gemiler karadan Haliç’e indirilirken,
Konstantin zannetmiş ki büyük tufan geliyor.
Yanından kumandanlar ordusuyla birlikte,
Çağ kapamış çağ açmış başkumandan geliyor.
Sağında Akşemseddin, Ayasofya önüne.
Fâtih Sultan Mehmed Hân, büyük insan geliyor.
Beşyüz sene öncesi tuğrasını basarken,
Ne kudsi bir heyecan, sanki o an geliyor.
Hasan Cengiz Alpay
ŞİİR - FETH-İ MÜBÎN
Elbet, günlerden seçilmiş bir gündü o,
İki Cihân Güneşi Şanlı Peygamber’in,
Buyurdukları Feth-i Mübîn’di o.
M. Halistin Kukul
Erkek : İlyas - Kız : Nurbânu - Yemek : Mercimek Çorbası, Kuzu kızartması, Pilav, Cacık
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE