Untitled Document

TARİH - KARANLIK GÜNLER

11.11.1914’de Osmanlı Devleti’nin başında bulunan İttihat ve Terakki Partisi, devleti I. Cihan Harbi’ne sokunca; ekonomik bir çöküntü de başladı. Enver Paşa, seferberlikte tüccarın mağaza ve dükkânına girdi. Her mala el kondu.

1914’de İstanbul halkı pahalılıktan şikâyetçi idi. Hâlbuki daha harbe girilmemişti.  Gazeteler ve dergiler Sultan II. Abdülhamid Hân’ı kötülemekten usanmışlar ve onun devrindeki bolluğu, ucuzluğu, rahatlığı ve barışı göklere çıkaran yazılar yayınlıyorlardı. Gerçekten, 1908 Türkiye’si bir ucuzluk cenneti idi.

1914’de şeker 20 paraya (yarım kuruşa) çıkınca halk şikâyetçi idi. Ama 1916’da 60, 1917 de  120 kuruşa (8.5 gr altın), gazın litresi  6 kuruşa çıktı. Fiatların artması ile İstanbul karanlığa gömüldü. Elektrik yalnız Beyoğlu ve şişli’de vardı. Havagazı da her yere ulaşmamıştı. Tekrar mum devrine dönen halk, zamanla mumu ve çırayı da bulamaz oldu. Vaktiyle Cihan Başşehri denen belde, mağara devri şartlarına dönüşmüştü. Bu durumda bile, İttihat ve Terakki organı bir gazete şöyle yazıyordu: “Gecelerinizin karanlık geçtiğine üzülmeyin. Yakında zaferin ışıklarıyle bütün Osmanlı dünyası aydınlanacaktır.”

1916 Kasım’ında, İstanbul’a hayvan gelmediği için bütün kasap dükkânları kapandı. Aile fertlerinin ölmesi ve ekonomik durum sebebiyle 20 bin çocuk hükümetin koruması altına alındı. Hâlbuki 600 sene boyunca böyle bir yüzkarası görülmemişti. 24.3.1917 tarihli kararnameyle kişi başına ayda karne ile 150 gr şeker ve 300 gr fasulye verilmeye başlandı. Osmanlı ticareti, tarımı, madenleri, sanayi... mahvoldu.

Yılmaz  Öztuna
Tarih ve Medeniyet Dergisi-Temmuz-1994



Erkek : Hayri - Kız : Habibe - Yemek : Karnıyarık, Bulgur Pilavı, Cacık, Meyve



Featured Image 01