Untitled Document

MAKALE - ATLAR VE AYDINLAR

Bizde aydınlar yanıla yanıla bir hâl olur. 100 yıldır Türk aydını yanılma şampiyonudur. Yeryüzünde bizim kadar yanılana zor rastlanır. Çünkü bizim aydının; ilmi, kitâbîliği tamdır da, irfânı noksandır. Acelecidir, kulaktan dolma tüfektir, tepkicidir. Bu yüzden yanılır durur. Size tipik bir örnek vereceğim.

Sırf Sultan Abdülhamid Hân İngilizlere uzak duruyor diye, o devrin aydını iflâh olmaz bir İngiliz hayranı kesilmişti. Bu hayranlık, teslimiyet ve neredeyse kölelik sınırlarına varmıştı. Çok ayıp bir olaydır fakat bilinmeli.
23 Temmuz 1908. O gün Sirkeci tren istasyonunda binlerce aydın saatlerdir tatilden dönen İngiliz elçisini bekliyor.

Derken, tren istasyona geldi. İngiliz elçisi Malet özel vagonundan indi. Ortalık “Yaşa, varol!” bağırışından, el kol sallayışlarından geçilmiyordu. Bir gören olsa, Osmanlı Devleti’nin en büyük bayramı kutlanıyor sanırdı. Elçi Malet, karşılayıcılara sıradan bir tebessüm gösterip, dinmek bilmeyen alkışlar arasında iki beygirin koşulu olduğu özel kupa arabasına yöneldi. İşte o ânda bizimkiler varıp beygirleri çözdüler. Arabaya kendilerini koştular. Ve, ve, ve... Beygirler yerine Türk aydınlarının çektiği gösterişli araba elçiliğe doğru hareket etti.
Aynı aydın İttihat ve Terakki’yi omuzlamıştır. Aynı aydın Demokrat Parti’yi ve rahmetli Menderes’i yerlere çalmıştır. Bizim aydın milletin sevdiğini sevmez. Milletin itelediğini ise bağrına basar. Ve, hep yanılır...

Gürbüz Azak
( Türkiye  Gazetesi, 16.11.1993)



Erkek : Nevzat - Kız : Mürevvet - Yemek : Sebze çorbası, Etli Biber Dolması, Muhallebi



Featured Image 01