TARİH - ESKİ İSTANBUL
Osmanlı Devleti zamanın’da 400 sene dünyanın en büyük şehri olarak kalan İstanbul, 1453’den sonra, her dinden, mezhepten, ırktan, dilden.... insan içiçe yaşamıştır ve Avrupada 20. asır öncesine kadar böyle durumda bir şehir olmamıştır. İstanbul hakkında yabancılardan bazıları diyorlar ki:
“İstanbul’a hükmeden, bütün cihana hükümran olur.”
(Rus Çarı Büyük Petro; 18. asır başı)
“İstanbula sahip olan dünyaya hükmeder. Dünya tek devlet olsaydı, başkenti İstanbul olurdu.”
(Napolyon - 18. asır sonları)
“İstanbul dünyanın gerçek başkentidir. Konumu bakımından yeryüzünde rakibi yoktur.”
(Joseph Hellert -19. asır başı)
“İstanbul’un manzarasının güzelliğini hiç bir fırça ve kalem lâyıkıyle tarif edemez.”
(Fransız şâiri, Alphonse de Lamartine)
“İstanbul’a girerken çok şaşırdım. Olağanüstü tabiatla, içiçe girmiş mîmarî gözlerimi kamaştırdı.”
(İspanyol generali Miranda-1876)
“Göklere tırmanan minareler, sayısız kurşun kubbeler, hayran olunacak şekilde tabiatın içine yerleştirilmiş.”
(Alman general Moltke-1835)
“İstanbul yeryüzünün en güzel şehridir.” (Avust. Anton von Prokesh-1836)
“İnsanın muhayyilesi ancak İstanbul kadar güzel bir şehir hayâl edebilir.”
(İng. Büyükelçisi, Sir Henry Layard-1839)
“İstanbul, Asya ile Avrupa’nın uyumlu estetiğini, insanın dili tutulacak derecede âhenkle aksettiriyor.”
(Fransız baronesi D. de Fontmagne -1856)
İstanbul, insana hayat, yaşama sevinci, neş’e ve güzellik dulgusu veren emsalsiz bir şehir.”
(İng. Mrs. Max Müller-1893)
İstanbul’dan daha muhteşem bir manzara yeryüzünde yoktur.”
(İng. Mrs. Lady Dorina Neave-1907)
Erkek : Serdar - Kız : Semiha - Yemek : Tarhana Çorbası, Şiş Kebabı, Kadayıf
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE