HATIRA - SELİM'İN SON MEKTUBU
1994 yılı 18’i 19 Eylül’e bağlayan gece saat 01.30 sıralarında, Özel Harekat Timi olarak görev yaptığımız, yüksek rakımlı dağda seyyar karakoldaydık... Gece nöbetteyim...
Selim onbaşının yanına vardım. Beni görür görmez ayağa kalktı. Yeni yakmış olduğu sigarasını da hemen yere attı... Sigarasını yerden almasını söyleyerek beraberce oraya oturduk.
- Komutanım, dün gece rüyâ gördüm... Rüyâmda nurani yüzlü ak sakallı bir ihtiyar sırtımı sıvazladı ve “Sen şehit olacaksın!” dedi... Ben bu habere üzüntümden değil, çocuklarıma olan hasretimden ağlıyorum... Size bir emânet versem kabul eder misiniz?
- Nedir o?
Bir zarf uzattı bana...
-Bu mektubu aileme ulaştırırsanız çok sevinirim.
Bir müddet sonra yeniden konuşmak için yanına gittiğimde, parkesini yere sermiş namaz kılarken gördüm...
Girdiğimiz bir çatışmada, Selim Onbaşı şehit olmuştu...
şehit eri, ailesine teslim edeceğimiz sırada, babasına durumu anlatıp mektubu verdiğimde, “Benim okumam yok komutanım, okur musunuz?” dedi... Zarfı açıp, titreyen lisanımla okumaya başladım:
“Canım babacığım! Sizinle helâlleşemediğim için üzgünüm. Bana hakkınızı helâl ediniz! Ardımdan gözyaşı dökmeyiniz!... Beni rahmetli ağabeyimin kabrinin yanına defnediniz. Gelinin ve torununu, önce yüce Allaha, sonra sana emânet ediyorum... Sizi seven oğlunuz Selim!”
Allah rahmet eylesin! Âmin!...
(Jan. Kom. Ütğm. M. ARSLAN)
Erkek : Rıdvan - Kız : Rezzan - Yemek : Domates Çorbası, Yoğurtlu Ispanak, Salata, Revani
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE