HİKÂYE - TEYPDEKİ SESLER
“Babam, oturduğu köşe minderinden, sözüne devam ediyordu:
- ... Hepimiz âhıret yolcusuyuz. Yolcu yolunu ve azığını düşünmeli...
Babaannem şakacı bir ifâdeyle;
-Ağzından yel alsın oğul, dedi. Sen dur hele, sırada biz varız.
Halam söze karıştı:
-Ecelin sırası mı var anne? Bakarsın bize daha önce gelir.
-Öyle yavrum ama, hazırlığımız da yok. İşte geldik, işte gidiyoruz.
(Teybi gizli açtığım için, benim de sesimi kaydetsin diye)
-Aşkolsun büyükanne dedim. Sen korkarsan biz ne yapalım. Bir vakit namazını bile kaçırmadığını söylüyorsun ...”
Uzanıp teybi kapattım. Bu sesler, 30-35 sene evveline aitti. Elimde olmadan gözlerim yaşardı. Gözümü pencereden dışarı çevirdim. İşte babam ve annem şu tepedeki kabristandalar. Babaannemi, vasiyeti üzerine dedemin köyüne defnettik. Halam ve kocası da şehirde. Acaba, ben yıllar sonra hangi kabristanda olacağım?
X X X
Teybin kırmızı düğmesine şimdi yeniden basıyorum. Bu sefer köşedeki koltukta ben oturuyorum. Çevremde çocuklarım, damatlarım ve torunlarımla sohbet ediyoruz ...
ZİRAAT - BİR DENEME
Çiçek zamanı havaların soğuması ile kayısı ve badem gibi erken çiçek açan bazı meyva ağaçlarının çiçekleri donar ve dökülür. O sene meyva olmaz veya az olur. Kışın kar yağdığı zaman, böyle meyva ağaçlarının dibine kar yığılırsa, bu karlar geç eriyeceğinden, ağacın kökleri soğuk kalacak, geç ısınacak ve geç çiçek açacaktır. Dolayısıyle o sene diğer ağaç çiçekleri soğuktan dökülürse, bu ağaçların meyvaları olacaktır. Bu durum ağaçların bir kısmına yapılırsa, meyva verme süresi de uzun müddete yayılabilir.
Erkek: Numan - Kız: Alime - Yemek : Patates musakka, Zeytinyağlı pırasa, İrmik Helvası
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE