Untitled Document

ŞİİR - VEDÂ

Hani o bırakıp giderken seni,

Bu öksüz tavrını takmayacaktın?

Alnıma koyarken vedâ bûseni,

Yüzüme bu türlü bakmayacaktın?

 

Hani ey gözlerim bu son vedâda,

Yolunu kaybeden yolcunun dağda,

Birini çağırmak için imdâda,

Yaktığı ateşi yakmayacaktın?

 

Gelse de en acı sözler dilime,

Uçacak sanırdım birkaç kelime,

Bir alev hâlinde düştün elime,

Hani ey gözyaşım akmayacaktın?       

                 Orhan Seyfi Orhon

HATIRA - KURŞUN

Edirne müdâfii Şükrü Paşa'nın subaylarından biri, o şanlı savunma sırasında bir düşman kurşunu ile bacağından yaralanır. Tabii hemen tedâvi altına alınır. Fakat, doktorların günlerce süren tıbbî araştırmaları gâzi subayı çok acı içinde bıraktığı için, dayanamayıp ne aradıklarını sorunca şöyle derler: -Bacağınıza giren kurşunu arıyoruz.

Yaralı da şöyle bağırır: -Neden bana sormuyorsunuz? Kurşun işte şu dolaptaki pantalonumun sağ cebinde!

 

FIKRA - DÖNÜŞ


-A canım, karın seni bırakıp gitti diye böyle çocuk gibi ağlanır mı?
-Ben gittiği için ağlamıyorum ki!
-Peki neden ağlıyorsun?”
-Dün telgraf çekti, dönüyormuş! Hem de kaynanamla birlikte!..

 

DÜNKÜ CEVAP

1,5 kere dönmelidir. İki konserve kutusu üzerinde bir cetvelle denenebilir. Kütük dönerken kalas 2 kat daha hızlı gider.

 



Erkek : Muhlis - Kız : Güler - Yemek : Karnabahar Musakkası, Ciğerli pilav, Turşu



Featured Image 01