MANZUM MENKIBE - EKMEK
| Bir gün Ebü-l Hasan-ı Harkânî’nin evine, |
| Kalabalık bir grup, geldi ziyâretine. |
| Bir hayli uzak yoldan, gelmiş olduklarından, |
| Hepsi bîtâb düşmüştü, açlık ve yorgunluktan. |
| Lâkin Ebü-l Hasan-ı Harkânî’nin evinde, |
| Yemek için tek bile, ekmek yoktu o günde. |
| Hâlbuki misâfirler, kalabalıktı hayli, |
| Hizmetçisi gelerek, arz eyledi bu hâli. |
| Buyurdu: Ekmekliğin, üstüne bir örtü at, |
| Altından ekmekleri, çıkar al, bakma fakat. |
| Hizmetçi “Peki” deyip, îfâ etti, bu emri, |
| Başladı çıkarmaya, oradan ekmekleri. |
| Yüzden fazla misâfir, vardı ki evlerinde, |
| Ekmekler tepe gibi, yığıldı önlerinde. |
| Hizmetçi de bu işe, şaşırmış olduğundan, |
| Meraklanıp örtüyü, kaldırıp baktı bir an. |
| Lâkin söz dinlemeyip, bakınca o bir defâ, |
| O örtünün altından, çıkmadı ekmek daha. |
| Buyurdu ki: Sen onu, kaldırmasaydın eğer, |
| Tâ kıyâmete kadar, çıkardı o ekmekler. |
FIKRA - MODA
İki boşta gezer sokakta karşılaşırlar. Birincisi der ki: -Bravo doğrusu. Bakıyorum yine kıyâfeti düzmüşsün. Yalnız anlayamadığım birşey var. Elbisene diyecek yok ama, ayakkabıların neden içler acısı?
Bunda anlaşılmıyacak birşey yok ki. Lokantalarda ayakkabıları da çıkartıp vestiyere vermek moda olmadı.
Gön: Emre Karadağ-Eskişehir
Erkek : İshak - Kız : Kübra - Yemek : Mercimek Çorbası, Sahan Bifteği, Salata, Sütlaç
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE