Untitled Document

MENKIBE - DUÂ

Felç olmuş olan bir anne, oğlunu çağırıp dedi ki: -Ey oğlum! Eğer rızâmı almak, beni sevindirmek istersen, İmâm-ı Ahmed hazretlerinin huzûruna git ve sıhhate kavuşmam için bana duâ etmesini söyle! Belki Allahü teâlâ, beni bu hâle getiren hastalıktan kurtarır.

Bu genç, İmâm-ı Ahmed hazretlerine gidip dedi ki: -Size muhtâcım. Annem çok hasta, sizden duâ istiyor.

İmâm çok üzüldü. Sonra kalkıp abdest aldı, namaza durdu. İmâm'ın hizmetçisi gence, "Sen geri dön, İmâm duâ ediyor." dedi. Genç geri dönüp evin kapısına geldiği zaman, annesi kalktı ve oğlunu kapıda karşıladı. Allahü teâlânın izni ile tam sıhhate kavuşmuştu.

 

TARİH - TÜRK ASKERİ

Çanakkale Savaşlarında savaşıp bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generali Bridges, şöyle diyor:

“Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için dâima iftihar etmelidirler. Hiç unutmam. Savaş sahasında dövüş bitmişti. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zayiat vermişlerdi.

Bu sırada gördüğüm bir hâdiseyi ömrüm boyunca unutamayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyle şöyle bir konuşma yaptık:

-Niçin, öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun?

Mecâlsiz hâldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:

“Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi, anlamadım ama herhâlde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki o kurtulsun anasının yanına dönsün.

Bu asil ve âlicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada emir subayım Türk askerinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzaradan dolayı yanaklarımdan sızan yaşlarımın donduğunu hissettim. Çünkü Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı. Az sonra ikisi de öldüler”.



Erkek : Seyfi - Kız : Esra - Yemek : Güveç, Pirinç pilavı, Salata, Karpuz



Featured Image 01