HATIRA - ÜRDÜNLÜ TEĞMENİN İ'TİRÂFI
Bundan 10 sene kadar önce, Pilotlukta başarıdan başarıya koşuyorum. Birliğimiz bizi, ABD'ne gönderdi. Orada, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelmiş subaylar da var tabii. Birgün, derste geniş salonun sağ köşesinde genç bir teğmenin dikkatli şekilde bana baktığını farkettim. Düşündüm. Ben bu genç teğmeni tanımıyorum! O genç teğmen kalkıp, bana doğru gelmeye başladı. Selâm verdikten sonra, kusursuz İngilizcesiyle sordu:
-Yüzbaşım, Türk'sünüz değil mi? -Evet! Türk'üm?.. Ne oldu efendim? Dikkatinizi çeken veya sizi rahatsız eden bir şey mi var?
Bunun üzerine dedi ki: "Hayır, hayır... Kusura bakmazsanız, size birşey anlatmak istiyorum. Ürdünlüyüm ben. Ne kadar gayret edersek edelim Avrupa’nın dostluğunu, ABD’nin dostluğunu kazanmamız mümkün olmuyor.
Buna ilâveten hiç iki yakamız bir araya gelmiyor... Biliyorum ki, bizlerin başına gelen bütün bu belâ, musîbet her ne varsa, hepsinin sebebi, zamanında Osmanlı’ya yaptığımız ihânetin cezâsıdır. Bizler Hıristiyan batı âleminin yaldızlı vaadlerine kanarak, Osmanlı Devleti'ni arkadan hançerledik. şimdi ise başımız belâdan kurtulmuyor. Bu hatanın, tarihî sorumluluğu altında eziliyorum ben. O bakımdan nerde ne zaman bir Türk görsem bu ihânetimizi kendisine anlatıyor ve kendisinden ihânet eden dedelerim adına özür diliyerek, vicdânen rahatlamak istiyorum..." Teğmen bunları söyledikten sonra, gözleri dolu dolu, benden samimi bir şekilde özür diledi ve ağlayarak ayrıldı yanımdan... O gün bugündür, ne o genç teğmeni ne de anlattıklarını unutabiliyorum...
Em. Bnb. T. Nazlı-AnkaraErkek : Rüştü - Kız : Büşra - Yemek : Etli Semizotu, Mücver, Karışık Salata, Kavun
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE