Untitled Document

HATIRA - O SİZİN SORUNUNUZ (!)

Kırk yaşından yukarıdakilere sözüm yok. Onlar zaten anlatacağım güzel hasletlerimizi biliyorlar. Ben, yeni yetişen gençliğe sesleneceğim. Gerçi, onları aslâ suçlu bulmuyorum. Çünkü, onlara biz sahip çıkamadık. Başka kültürler sahip çıktılar. Gençlik ne yapsın? Çok iyi hatırlıyorum. Mahallemizde bir hasta mı var? O hastayı ziyâret etmeyen mahalleli kalmazdı. Herkes, ufak tefek de olsa, hastaya bir hediye götürür, "Nasılsın komşu? İyi misin? Allahü teâlâ âcil şifalar versin..." diye hâl hatır sorar, gönlünü alırdı.

Bundan birkaç sene önce, amcamın hanımı, İstanbul’un en işlek caddesinde, elîm bir trafik kazasıyla vefât ediyor. Acı haber kulaktan kulağa sahibine kadar ulaşıyor. Zabıtlar tutulup resmî işlemler yapılıyor. Cenâze, sahibine teslim ediliyor. Üç beş tanıdıkla eve getiriliyor. Tam karşı dairenin kimbilir ne şöleni var ki, sazlı sözlü eğlence ve gençliğin verdiği duyguyla çılgınlıklar gırla gidiyor. Amcamın kimseye birşey diyecek hâli yok. Ben gidip zili çaldım. Karşıma çıkan genç, "Ne var?" dercesine baktı. Dedim ki: "Cenâzemiz var. Başınız sağolsun demenizi beklemiyoruz. Ancak, hiç olmazsa, şu sesli eğlenceyi, bir iki saat erteleyemez misiniz?..."

Aldığım cevap, tam zamâne gencinin vereceği cevaptı: "Ne yapalım kardeşim? O sizin sorununuz!.."

Özür dileyip içeri geçtim... Ne diyebilirdim ki?...

Nurullah Yıldız-İstanbul



Erkek : Sedat - Kız : Şerife - Yemek : Yayla çorbası, Etli Patates, Pilav, Komposto



Featured Image 01