Untitled Document

HATIRA - BENİ ÖLDÜ ZANNEDERLER

Peygamber efendimizin mübârek soyundan gelen büyük âlim Seyyid Abdurrahman Efendi, yanındakilerle birlikte Hakkari’ye gitmek üzere yola çıkar. Onun sohbetinde bulunmak, herkes için bulunmaz bir zevkdir. Bu zâtın yolu Van'ın Hoşâb ismiyle bilinen Güzelsu ilçesine düşer. Hoşâb Beyi, Seyyid Abdurrahman Efendi’nin teşrifini öğrenince, izzet ve ikramda kusur etmemek için elden geleni yapar. Belde sakinleri ile güzel sohbetler olur...

Seyyid Abdurrahman Efendi yola çıkmak üzere beldenin beyinden müsaade isteyince, bey kibar bir lisanla sorar: -Efendim, nasib olursa bundan sonraki yolculuğunuz hangi yönedir?

-Hakkari’ye niyet ettik. Gâyemiz orada ikâmet edip, halka bildiklerimizi anlatarak faydalı olmaktır. -Peki efendim, Hakkari’ye vardığınızda, oranın beyi, bizi soracak olursa, ne cevap verirsiniz?

-Deriz ki; bizi gayet güzel ağırladılar. İzzet ve ikrâmda bulundular. -Bizim sağlığımız, sıhhatimiz yönünden birşey söylemez misiniz?

-Halkınıza şefkatli, merhametli gördük sizi. Sıhhatiniz de yerindedir. Bunları sorarlarsa söyleriz elbet. -Sağolun efendim. Allah sizden râzı olsun. Ancak; Hakkari beyi, sizin söylediğiniz sıhhat haberine inanmaz. Vefât ettiğime karar verir. Benim hakkımda der ki;  "Hoşâb Beyi, yaşamıyor. Ölmüş. Eğer hayatta olsaydı, sizin gibi mübârek bir zâtı göndermezdi. Yanında kalmanızı isterdi."

Bu ince söz ve usûlüne uygun ricâ, Abdurrahman Efendinin çok hoşuna gider. Hoşâb beyini üzmemek için, orada ikâmet etmeye karar verir. Burada, ömrü boyunca, halkına hizmette bulunur. Nice veliler yetiştirir.       

Seyyid Said Arvas-İstanbul



Erkek : Abdüllatif - Kız : Pakize - Yemek : Mercimek Çorbası, Taze fasulye, Sütlaç



Featured Image 01