MAKALE - HANIMLARIMIZ
Evvelâ hanımlarımızın kılık kıyafetini dillerine doladılar, bir baş örtüsü terânesidir tutturdular. Şimdi de sıra âileye, evlenme, nikâh ve bekâret meselelerine geldi. Kadın hakları savunuculuğu diye, kadının en kıymetli varlığına, iffetine sataşıyorlar, hattâ işi serbest cinsî hayat tavsiyesine kadar götürüyorlar. Fransız Medeni Kanunu'nda "Çocuklar, deliler ve kadınlar kısıtlıdır." hükmü vardı. İngiltere’de 16. asırda kadın murdar sayıldığı için kutsal kitaba el süremezdi. Ancak 18. asırda kadının İncil okumasına müsaade edilmiştir. İngiltere’de 1805'e kadar kadınlar miras haklarından mahrum idiler. Batı’da nasıl ilim dinî taassuba karşı bir reaksiyon olarak gelişmiş ve dâimâ onunla çatışma hâlinde bulunmuşsa, bugünkü batılı kadın da Hıristiyan toplumun kendisine revâ gördüğü aşağılayıcı muameleye karşı bir reaksiyon tarzında açılıp saçılmış her türlü ar perdesini yırtma gayreti içine düşmüştür.
Hâlbuki, İslâm’ın böyle bir derdi hiç yoktur. Dinimiz, kadının erkekleşmesine, erkeğin de kadınlaşmasına yol açacak davranışları yasaklamıştır. Peygamber Efendimiz "Kadına benzemeye çalışan erkeğe, erkeğe benzemeye çalışan kadına da, Allah lânet etsin!" buyurmuştur. İslâmiyet hiçbir zaman kadını yeryüzündeki fitne ve fesadın kaynağı olarak görmemiş, ona cemiyet içindeki saygıdeğer yerini kazandırmıştır. Bütün dinler zina ve fuhşu yasaklar. Ancak İslâmiyet bu kabil davranışları teşvik ve tahrik edici sebepleri de önlemeye çalışmış, bunun için kadının güzelliklerini teşhir etmesini istememiştir... Ayhan Songar, Türkiye Gazetesi
Erkek : Münif - Kız : Naciye - Yemek : Kıymalı Taze Fasulye, Peynirli Makarna, Sütlaç
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE