Untitled Document

MANZUM MENKIBE - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ

Sâlihlerden birisi, anlatır ki: Bir zaman,
Tevekkül nedir?, diye, sordum bir evliyâdan.

Öğrenip tevekkülün, ondan ne olduğunu,
Dedim ki: Bâyezid’e, sorayım bir de bunu.

Acabâ o ne türlü, târif eder? diyordum,
İmtihân gayesiyle, evine vâsıl oldum.

Kapıyı çaldımsa da, açmadı bana fakat,
Hem de şöyle buyurdu, içerden bana o zât:

Falanca evliyânın, verdiği o cevaba,
Kâni olmadın da mı, bana geldin acaba?
Ben dahi kendisine, eyledim ki şöyle arz:
Kapıyı açsanız da, görüşsem sizle biraz.

Dedi: Ziyâret için, gelmedin ki, sen bana.
Geldin ki bu fakiri, çekesin imtihâna.

Ben oradan ayrılıp, bir sene sonra lâkin,
Geldim ziyâret için, evine bu velînin.

Kapıyı çaldığımda, düşünür idim ki hep;
Yine açmıyacak mı, kapıyı bana acep?

Lâkin kapıyı açıp, buyurdu ki: Hoş geldin,
Ziyaretime gelip, beni mesrûr eyledin.

HATIRA - GÖNDER

Eski, ünlü hakemlerimizden Şâzi Tezcan, bir iş için dönemin Beden Terbiyesi Genel Müdürü'nü ziyârete gitmişti. Özel kalem müdürü, hakemi kabûl ettirebilmek için genel müdüre bütün vasıflarını sayar: -Efendim Akşam Gazetesi'nin spor yazarı, Beden Terbiyesi İstanbul Bölge Müdürü, Su sporları Ajanı, değerli futbol hakemlerimizden Şâzi Tezcan Bey, sizinle görüşmek istiyorlar.

Genel Müdür düşünmeden kestirip atar: -Yalnız Şâzi beyi içeri al, diğerlerini geri gönder!



Erkek : Masum - Kız : Munise - Yemek : Domates Çorbası, Izgara Köfte, Yoğurt, Revani



Featured Image 01