SOHBET - BİR BARDAK SU
Halîfe Hârun Reşîd, evliyânın büyüklerinden Şakîk-i belhî hazretlerini zaman zaman ziyâret eder, duâsını alır nasîhat isterdi. Yine birgün ziyaretine gittiğinde, hazret-i Şakîk buyurdu ki: -Düşün ki, çölün ortasında kaldın, susuzluktan ölmek üzeresin. Bir bardak su sizi ölümden kurtaracak. Birisi gelip bir içim su satsa bu suyu kaça alırsın?
-Ne isterse veririm. Bu halde paranın değerini düşünmem. -O kimse, bu suya mukâbil senden servetinin yarısını istese, yine râzı olur musun?
-Elbette razı olurum. -Düşün ki, servetinin yarısını verip satın aldığın suyu içtin. Bir zaman geçince bu suyu dışarı atmak ihtiyâcını duydun, fakat idrar yapamadın. Öyle ki, çatlayacak hâle geldin. Maiyetindeki adamlar, hekimlerin senin kıvranmana bir çâre bulamadılar. Tam bu sırada birisi çıkıp dese ki: "Seni bu sıkıntıdan kurtarırım fakat, mülkünün yarısını isterim," dese ne yaparsın?
-Bu ıztırabdan kurtulmak için, malımın hepsini veririm. Yeter ki, sağlığım yerinde olsun. Ben o sıkıntıda iken servetim olmuş ne kıymeti varki? Bunun üzerine Şakîk-i Belhî buyurdu ki:
-O halde önce içtiğin, sonra idrar yoluyla dışarıya attığın bir bardak su kıymetinde bile olmıyan şu servetine sakın güvenme! Hiç kimseye karşı bununla övünme!
FIKRA - TUĞLA
-Gözüne ne oldu dostum? -Süt sağarken, ineğin kuyruğu çarptı. -Amma yaptın ha... İnek kuyruğu gözü böyle morartır mı hiç? -Kuyruğunu oynatmasın diye ucuna tuğla bağlamıştım da...
Erkek : Faruk - Kız : Saide - Yemek : Yoğurt çorbası, Peynirli Omlet, Makarna, Baklava
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE