MANZUM MENKIBE - HAZÎNE
| Ömer bin Abdülaziz zamanında cümle halk, |
| Sulh ve sükûn içinde, yaşadı tam olarak. |
| Halbuki teb’asından, yoktu hiç fakir biri, |
| Yüksekti her kişinin, hayat seviyeleri. |
| Onun dirayetli ve güzel idâresiyle, |
| Zekât alacak fakir, yoktu bir kimse bile. |
| Hattâ yirmibeş sene müddetle, bu bir gerçek, |
| Bir fakir bulunmazdı, yine zekât verecek. |
| Öleceğine yakın, dediler: "Hazîneden, |
| Ailene bir şeyler, vasiyyet et ölmeden." |
| Buyurdu ki: "Ya iyi, sâlih olur çocuklar, |
| Yâhut harâm işliyen, fasık kimse olurlar. |
| Sâlih olurlar ise, lüzum yok asla mala, |
| Zîra yardımcı olur, onlara hak teâlâ. |
| Çünkü A'râf sûresi, yüzdoksanaltı âyet, |
| Bunu haber veriyor; bizlere açık ve net. |
| Yok eğer kötü insan, fâsık olacaklarsa, |
| Onların günahına, yardımcı olmam aslâ." |
| Sonra çocuklarına buyurdu: "Evlâtlarım, |
| Ben haksızlık yaparsam, Cehennemde yanarım." |
FIKRA - HESAP
Lokantada yediği yemeklerin hepsi de soğuktu. Duruma çok sinirlenen adam, garsona çıkışır: -Bu nasıl lokanta böyle? Bütün yemekler soğuk. Şöyle insanın içini yakacak birşey yok mu?
Garson soğukkanlılıkla cevap verir: -Var efendim... Az sonra hesabı getireceğim...
Erkek : Şakir - Kız : Şeyma - Yemek : Soğan Çorbası, Yumurtalı Ispanak, Bohça Tatlısı
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE