Untitled Document

TARİH - ESKİ BAYRAMLAR

Osmanlı Devleti, insan hayâlini zorlayan genişlikteki coğrafyası ve bu coğrafyadaki kültürel renklilik ve zenginlikle yüzyıllar boyunca Batı’yı büyülemiştir. İlim adamından eski eser kaçakçısına, ressamından şâirine, misyonerinden mâceraperestine kadar sayısız Batılı, Osmanlı ülkesine koşmuş ve birçoğu seyahat intibâlarını yazmıştır. İsveçli D’Ohsson da, Osmanlı Devleti hakkındaki yedi ciltlik eserinde, şöyle anlatır:

"Sosyal durumları ne olursa olsun, bayramlarda yeni elbise giymeyen kalmaz. Akraba ve dostlar birbirlerini ziyâret ederek bayram tebrikinde bulunurlar. Bayramlar el sıkışmak, kucaklaşmak, karşılıklı iyi duyguları belirtmek için yegâne fırsattır. Çocuklar aile büyüklerinin ellerini öperler. Gençler de aynı şekilde yaşlıların ellerini öperler. Türlü münâsebetlerde başka milletlerde görülen aşırı neş’e tezahürlerine Türk halkı arasında, hele ileri gelen kimselerde asla rastlanmaz. Müslümanlar ne dans, ne içki, ne de başka eğlence bilir. Bu bakımdan dini bayramlarda aşırı gösteriler, gürültü, patırtı olmaz. Halkın bütün eğlencesi, sükûnetle ve dâimâ vekârını muhafaza ederek şehirde ve civarında gezinmekten ibârettir."

 



Erkek : Haldun - Kız : Hale - Yemek : Yayla çorbası, Kuzu Güveci, Salata, Güllâç



Featured Image 01