SOHBET - İFTÂR VERMEK
Dinimizde yemek yedirmek çok sevâbdır. Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de, iftâr verme sevâbına kavuşulur. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: "Ramazân ayında bir misâfire oruç açtırana, otuzbin senelik yol olan Sırat köprüsü yolculuğunu Allahü teâlâ kolay eder."
"Bir kimse, helâl kazancından bir oruçluyu yedirip içirirse, göklerdeki melekler, Ramazân ayı boyunca o kişiye salât ve selâm getirdiği gibi, Cebrâil aleyhisselâm da, o kişiye Kadir gecesinde salât ve selâm getirir ve onunla musâfeha eder. Bu musâfehâ neticesinde, o kişinin kalbi yumuşar, incelir, gözyaşları artar." Eshâb-ı kirâm, "Yâ Resûlallah, bir kimsenin bir oruçluyu doyuracak kadar bir şeyi yoksa ne yapar?" deyince, Resûlullah efendimiz buyurdu ki: "Bir lokma yemek yedirsin! Bu da yoksa bir yudum süt versin, bu da yoksa bir yudum su ikrâm etsin!" "Oruçluya Ramazân ayında su ile iftâr ettiren, anasından doğduğu günkü gibi günâhsız olur." Eshâb-ı kirâm "Suyun az ve kıymetli olduğu zamanda mı?" diye sorunca, "İsterse nehir kenarında versin, aynıdır." buyurdular.
FIKRA - PALAVRA
İki çobandan biri şöyle der: -Bak arkadaş, şu bizim dağ çok yankı yapıyor. "Ali!" diye bağırsan karşıdan "Ali! Ali! Ali!! diye yankı olur.
-O da birşey mi? Bizim köyün dağlarında "Ali!" diye bağırdın mı, karşıdan "Hangi Ali?" diye yankı gelir.
Erkek : Lütfullah - Kız : Letafet - Yemek : Bezelye Çorbası, Etli Türlü, Pilav, Muhallebi
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE