Untitled Document

MENKIBE - DAMDAKİ DEVE

Behlül Dânâ hazretlerinin zengin bir komşusu, dînin emirlerini yerine getirmez fakat, her akşam yatarken şöyle duâ ederdi: -Ya Rabbî! Bana Cennetini nasîb eyle!...

Bir gece yine aynı şekilde duâsını yapıp yattı. Gece yarısı damdaki bir tıkırtıyla uyandı. Ayak seslerinden, damda birisinin dolaştığı anlaşılıyordu. Yattığı yerden bağırdı: -Kim o, damda ne arıyorsun?

O kimse, Behlül Dânâ hazretleri  idi. Şöyle cevap verdi: -Devem kayboldu, onu arıyorum.

-Be adam, sende hiç akıl yok mu? Damda devenin ne işi var? Senin yaptığın akılsızlıktan başka bir şey değildir. -Sen, dinin emir ve yasaklarını gözetmeden Allahü teâlâdan Cennetini istiyorsun. Bu senin yaptığın sanki akıllı bir iş midir? Sen kendi akılsızlığını görmeyip başkasının akılsızlığına bakıyorsun.

Ev sahibi, Behlül Dânâ hazretlerini sesinden tanımıştı. Kendisine ders vermek için böyle yaptığını anladı. Tevbe istigfar edip bir daha dinin emirlerini aksatmadı.

FIKRA - DURUM

Bir röntgen filmini öğrencilerine gösteren profesör sorar: -Bu hasta topallıyor, çünkü filmde gördüğünüz gibi, sol bacağı, sağ bacağından daha kısa. Siz olsanız, böyle bir durumda ne yaparsınız?

Bir süre ses çıkmaz. Sonra öğrencilerden biri kalkıp der ki: -Efendim, doğrusunu isterseniz, ben de bu durumda olsam, topallardım.

 



Erkek : Bülent - Kız : Sabiha - Yemek : Kuru fasulye, Şehriyeli pilav, Turşu, Meyve



Featured Image 01