Untitled Document

TARİH - ESKİ İSTANBUL

II. Selim Hân döneminde İstanbul Efendiliği'ne, yani baş kadılığa getirilen Zekeriya Efendi, teşkilata gönderdiği tamimde: "Hâne hâne, hücre hücre, büyükten, küçükten, zenginden, fakirden, seçkinden, düşkünden kim ve nesi varsa ev, bark, bağ, bahçe yazıla..." diyordu. Muhtarlar, İstanbul halkını ve mülkünü saydılar. Nüfus 400 000 idi. Bunlar, İstanbul'a göçe engel olmak için alınan ilk tedbirlerdi. Tebdil-i kıyâfetle dolaşan Sultan IV. Murad Hân, İstanbul’da İstanbullu olmayan çok kişinin yaşadığını farketmişti. Bağdat Seferi’ne hazırlanırken, sonradan sadrazamlığa getireceği eniştesi Bayram Paşa’dan İstanbul’da bir sayım yaptırmasını istedi. Yapılan sayımda; nüfusu 600 000'e varan İstanbul’da, yaklaşık 150 000 kişinin taşralı olduğu ortaya çıktı ve çoğu askere alındı. Daha sonra, Rumeli'den gelişi, Kavala gibi uzaklarda değil, Küçükçekmece'de, Anadolu’dan gelişi de, Bostancıbaşı Köprüsü'nde kontrol eden iki merkez kuruldu. Başka bir çâre olarak İstanbul’da oturan halka Mürûr Tezkeresi verildi. Bu, bir bakıma dâhilî pasaport anlamını taşıyordu. Sultan Abdülmecid Hân dönemindeki 1844 sayımında, nüfus 680 000 idi. Bu rakamın 1863’te, Sultan Abdülaziz Hân döneminde yapılan üçüncü nüfus sayımında sadece 10 000 kadar artmış olması, bu tedbirlerin geniş ölçüde işe yaradığını gösteriyordu. Sultan II. Abdülhamid Hân’dan sonra, bütün tedbirlerin tavsaması yüzünden, 1912’de İstanbul’un nüfusu ilk defâ milyonu aştı...


Erkek : Latif - Kız : Latîfe  - Yemek : Tarhana Çorbası, Lahana Sarması, Tahin-Pekmez



Featured Image 01