Untitled Document

SOHBET - HAKİKİ MÜSLÜMAN

Hakîkî müslüman, ibâdetini tam yaparak, Allahü teâlâya olan şükran borcunu öder. İbâdetini, yalnız lâf olsun veya yasak ortadan kalksın diye yapmaz. İbâdetini, büyük bir arzu, istek ve sevgi ile yapar. Allahü teâlâdan korkmak demek, O'nu çok sevmek demektir. İnsan, nasıl sevdiği bir kimsenin üzülmesini istemez ve onu üzeceğim diye korkarsa, Allahü teâlâya ibâdet de, O'na olan sevgimizi isbâtlıyacak bir şekilde yapılmalıdır.

Allahü teâlânın bize verdiği ni'metler o kadar çoktur ki, O'na olan şükran borcumuzu ancak, O'na candan ibâdet ederek ödemeye çalışmalıyız. İbâdetin muhtelif nev'leri vardır. Bir kısmı, Allahü teâlâ ile kul arasındadır. Allahü teâlâ kendisine ibâdette kusur edenleri belki affeder. Başkasının hakkına riâyet etmek de ibâdettir. Cenâb-ı Hak, fenalık edenleri ve üzerinde başkasının hakkı bulunanları, hak sahipleri affetmedikçe asla affetmez.

FIKRA - NE BEKLİYOR

Tarih dersinde öğretmen Ayşe’yi sözlüye kaldırdı. İlk sorusu Pasarofça Antlaşması idi. Ayşe düşündü, fakat hiçbir şey hatırlamadı. Öğretmen tekrar sordu.

-Ayşe, soruyu herhalde anlayamadın?
-Hayır anladım, öğretmenim.
-O zaman ne bekliyorsun?
-Şey efendim. Zilin çalmasını.
Gön: Kadriye Korkmaz-Kayseri



Erkek : Harun - Kız : Semiha - Yemek : Fırında makarna, Sigara Böreği, Tahin-Pekmez



Featured Image 01