Untitled Document

ŞİİR - GENÇLİK TÜRKÜSÜ

Yaşa, kaybettiğimiz o yurtların yasını,
Ulubatlı’yla taşı bayrağımı koşarak.
Kays’a bırak en sıcak Leylâ mâcerâsını,
Bu delişmen çağında destanlar yazmana bak!

Târık gibi arkanda gemi külleri kalsın,
Sen yüksel ki yiğidim, düşmanların alçalsın!..
Sinan ol; kubbe kubbe süsle mâsivamızı,
Bize Mevlânâ gibi gönül aşkını anlat!

Yeniden üç kıtada büyük coğrafyamızı,
Gurbetteki hasreti getir sevdâmıza kat!
Kalmasın ne Asya’da, ne de Balkan’da acım,
Bugün, sana dünkünden daha fazla muhtâcım!

Alparslan ol, Fatih ol, Süleyman ol, Selim ol!
Yurdumu seccade yap, Yûnus’lar konaklasın.
İstenmeden dağıtan hamiyyetli elim ol!
Yüreğin neş'emi de, acımı da saklasın...

Sevinsin öksüzlerim altında kanadının,
Kızlar kelebek olsun, etrafında adının.
Sen de yönel uzaya, çelik uydulara bin!
Sulhun güvercini ol, diren nötrona karşı,

İster yerden göğe çık, ister gökten yere in!
Seninle söyleyelim, dinlenecek son marşı!..
Tüm soylu duyguların yıkanırken kanında,
Arınmalı hırsların, aklında, imanında!..

Hamâset aksiyondur; geriye dönüş değil,
Beş bin yıllık tarihin anlatır bunu sana,
Bayrağa saygıya dur, Mihrab’da Rabb’a eğil,
Teslim olmasın dünyan, bekledikleri son’a!..

Öncüsü ol çağının, fetihlerinde çoğal,
Tekbirlerin süslesin ufuklarını dal, dal!..
Muhsin İlyas Subaşı

DÜNKÜ CEVAP

Nevşehirli Damat İbrahim Paşâ’nın sadrazamlığı döneminde İstanbul’da bulunan İngiliz sefirinin hanımı Leydi Montague, Paşa’nın Haliç‘teki yalısında katıldığı bir ziyafeti şöyle anlatır:

"Kocama gönderilen davetiyede, beraberimizde istediklerimizi de getirmemiz rica edilmişti. Elçiliğin malî işlerine bakan Mr. Henderson’un kızını aldım. Yedi yıldır İstanbul’da bulundukları için Türk dilini rahatça konuşuyordu. Osmanlı Sadrazamı’nın yalısındaki haşmeti bizde bulmak mümkün değil. Üç kıtaya yayılan bu devletin dünya çapındaki ihtişâmı, sanki burada sergileniyor gibiydi. Ancak, gördüklerimin hiç biri gösteriş için değildi. Osmanlılar’ın ileri şahsiyetlerinin göz kamaştırıcı zenginliği, devletin kudretini anlatmaya kâfi.

Beni asıl hayrete düşüren şey, dış görünüş içinde monoton, belirli kurallara bağlı, sessiz  ve sâkin bir hayatın hüküm sürdüğü sanılan Türk evlerindeki hareket, canlılık, hâttâ bunu bilmeyenleri bekleyen nice hoş sürprizlerdi. Türk ailesi ve Türk kadını için, buraya gelinceye kadar okuduklarımın ve dinlediklerimin büyük hatalarla dolu olduğunu gözlerimle gördüm, yaşayarak anladım. Türk insanında görev bölümü tam ahenk, hâttâ adalet içinde yapılmış.

Evde kadın hâkim. İslâm dini, kadın-erkek hayatını ayırmış. Türkler buna mutlak saygı gösteriyorlar. Buna mukabil, birbirlerinin yakınları olan kadınlar ve erkekler, giyimlerine, kuşamlarına dikkat ederek, aynı çatı altında birlikte yaşıyorlar...”



Erkek : Salih - Kız : Saliha - Yemek : Yayla çorbası, Etli Lahana Dolması, İrmik Helvası



Featured Image 01