TARİH - EMİR OLUNMADIKÇA HAREKET ETMEYİNİZ
Yavuz Sultan Selîm Hân’ın sır arkadaşı Hasan Can anlatır:
Bir sabah, Kapı ağası Hasan Ağa, rüyâsını bana şöyle anlattı:
"Bu gece rüyâmda, kapıyı hızlı hızlı çaldılar. Bu aralıktan baktığımda gördüm ki, Harem Dâiresi, nûr yüzlü kimselerle dolu. Ellerinde bayraklar, silâhlar ve başka âletler ile hazır vaziyette duruyorlardı. Kapı dibinde ise nûr yüzlü dört kişi duruyordu. Onların ellerinde de birer sancak vardı. Pâdişâhımızın sancağı, kapıyı çalanın elindeydi. O zât, bana dedi ki:
-Biz neye geldik, bilir misiniz?
-Hayır bilmiyorum. Buyurun!
-O gördüğün kişiler, Resûlullah efendimizin eshâbıdır. Bizi dahi Resûl-i Ekrem efendimiz gönderip, Sultan Selim Hâna selâm söyledi ve buyurdu ki: "Haremeyn’in (Mekke ve Medine’nin) hizmeti kendisine verildi, kalkıp gelsin! (Gördüğün bu dört kimsenin birisi Ebû Bekr-i Sıddîk, diğeri Ömer-ül Fârûk ve bir diğeri de Osmân-ı Zinnûreyn’dir. Seninle konuşan ben de, Ali bin Ebî Tâlib’im. Bunu hemen varıp Selim Hana söyle!) dedi ve gözümün önünden yok olup gittiler."
Hasan Ağa'nın rüyâsını sultana aynen naklettim. Dayanamayıp, mübârek gözlerinden yaşlar boşandı ve buyurdu ki:
"Ey Hasan Can! Sana demez miyiz ki, biz, bir tarafa memur olunmadıkça hareket etmeyiz."
Meğer ki kendisi de o gece aynı rüyâyı görmüş.
Erkek : Kâzım - Kız : Kerime - Yemek : Balık Izgara, Çoban salatası, Üzüm
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE