MANZUM MENKIBE - CEYLANIN DERDİ
| Zeynel’âbidîn Alî, bir büyük evliyâdır, |
Evlâd-ı Resûl olup, kerâmetleri vardır.
|
| Yine dostları ile, sahrada otururdu, |
Güzel yüzlü bir ceylân, yanına gelip durdu.
|
| Dostları bunu görüp, meraklandılar o an, |
Dediler ki: Efendim, ne istiyor bu hayvan?
|
| Buyurdu: Bir derdi var, onu haber veriyor, |
Ve onun halli için, benden yardım istiyor.
|
| Diyor ki: “Alıp gitti, yavrumu köyden biri, |
Hiç süt emziremedim, ben ona, dünden beri.”
|
| Birisini gönderip, çağırttı sonra onu, |
| Buyurdu ki: Tutmuşsun, sen bunun yavrusunu. |
| Der ki" “Süt veremedim, dünden beri yavruma, |
O yavruyu getir de, süt versin biraz ona.”
|
| Köylü hayret içinde, getirdi gidip onu, |
Ana ceylân emzirip, doyurdu yavrusunu.
|
| Sonra da buyurdu ki, köylü kimseye yine; |
Bağışla bu yavruyu, istersen annesine.
|
| Köylü “Peki” dedi ve, yavruyu verdi hemen, |
Ceylân, yavrusu ile, uzaklaştı o yerden.
|
| Sordu yanındakiler, Alî bin Hüseyn’e, |
Dediler ki: Bu ceylân, bir şeyler söyler yine.
|
| Buyurdu ki: O bize, çok teşekkür ediyor, |
| “Hak teâlâ size çok iyilik versin.” diyor. |
Erkek : Davut - Kız : Dürdane - Yemek : Tas kebabı, Patlıcan Kızartması, Çoban salatası