Untitled Document

TARİH - BİR RAMAZAN GECESİ

1922 Ramazanı'nda İstanbul, karalar içindeydi. İşgâl altında, kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Anadolu’yla bütün irtibat kesikti. Ağustos’un son haftasında, Dumlupınar’dan Büyük Taarruz’un başladığı duyulmuştu. Ama, uydurma haberlerle halkı yanıltan ve şaşırtanlar da vardı. Halk sus pus, gözler yerde. Ne sahurun keyfi vardı, ne iftarın lezzeti.

Gece, cumbalar sımsıkı örtülüyor, kapılar sürgüleniyordu. Teravihe gidenler tedirgin, davulcuların sesi bile buruktu. O sırada, Sultanahmed Câmii’nde korkusuz bir vâiz vardı. Hacı Hâfız Salih Efendi’ydi adı. Her gece, kürsüde, ellerini açıyor, yanık, gür sesiyle aynı beyti okuyarak başlıyordu sözlerine:

Tâ ki yükselsin ezânlarla müeyyed nâmın,
Gâlip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın!

30 Ağustos’tan birgün önceydi. İkindiden sonra, Mekteb-i Tıbbiye Talebe Cemiyeti Başkanı Kâzım İsmail (Gürkan) Efendi ve arkadaşları  halka şöyle ilân yapıyorlardı.

“Bu gece, mutlaka Sultanahmed Camii’ne gidiniz! Tarihin en muhteşem mahyası sizi bekliyor...”

O gece Sultanahmed Meydanı doldu, taştı. Câmi avlusunda alışılmıştan çok ötede bir telâş vardı. Tek atlı yaylılar, başka câmilerden de kandil taşımak için âdeta yarışa başlamışlardı.

İki mısralık yeni bir dev mahya, gizlice bir haftada yapılmıştı. İstanbul’un en meşhur mahyacıları, kalfaları ve çıraklarıyla bir seferberlik içindeydiler... Hava kararırken, İstanbul’un kalbi, Sultanahmed Meydanı’nda atıyordu. Gözler, inanılmaz bir hızla ve aynı ustalıkla tamamlanan o dev mahyadaydı:

Şu kopan fırtına Türk Ordusu’dur Yârabbi!
Senin uğrunda ölen ordu budur Yârabbi!
Tâ ki yükselsin ezânlarla müeyyed nâmın,
Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın!



Erkek : Ferit - Kız : Semâ - Yemek : Balık Izgara, Piyaz, Tahin-Pekmez



Featured Image 01