TARİH - SÜLEYMANİYE CÂMİİ
Mimar Sinan’ın bir eseridir. Câmi ile bir külliye halinde olan bu eser Kanunî Sultan Süleyman Hân zamanında 1550’ de başlayarak 1556’da bitirildi. Külliyede; câmi, medrese, mekteb, dârülhadis, dârüşşifâ, imâret, tabhane, bimarhane, kervansaray, tıp mektebi, hamam, oda ve dükkanlar ile birlikte Kanunî ve Hürrem Sultan Türbeleri de vardır.
Avlusu ile birlikte dikdörtgen şeklindeki câminin harem kısmı 68x63 m’dir. 26,50 m kutrunda ve 53 m yükseklikte olan düz pandantifli kubbe dört kalın kemer üzerinde oturmakta ve kâidesinde yuvarlak kemerli 32 pencere bulunmaktadır. Câmi 138 pencereden ışık alır. Akustik ve havalandırma düzeni bir mîmârî şaheseridir.
Yarım kubbeler, ağırlık kuleleri, köşelerdeki küçük kubbeler, büyük kubbelerin baskısını hafifletecek şekilde yapılmıştır. Kubbeyi tutan ayakların alt taraflarında birer oyuk açılarak ayakların gözde hasıl edeceği ağırlık ortadan kaldırılmış yeknesaklık da bertaraf edilmiştir. Minarelerdeki 10 şerefe, Kanunî’nin 10. Sultan olduğuna işarettir.
Türkiye Gazetesi
Rehber Ansiklopedisi, 15/380
FIKRA - KAÇAKLAR
İki deli tımarhaneden kaçmaya karar vermişlerdi. Biri dedi ki:
-Önce parmaklıklara kadar gideriz. Eğer fazla yüksekse altından, yüksek değilse üstünden geçeriz, dedi. Sen git bir kontrol et!
Arkadaşı gidip biraz sonra geri geldi.
-Ne yazık ki kaçamayacağız dostum!
-Neden?
-Çünkü parmaklık yok!..
Erkek : Seyfi - Kız : Esra - Yemek : Güveç, Pirinç pilavı, Karpuz
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE