Untitled Document

HİKÂYE - LEYLEĞİN NAMUSU

Leylekler bilindiği gibi yuvalarını hep yüksek yerlere yaparlar. Zara’da Osmanlı devrinden kalan konaklardan en yükseğini ve en ihtişamlısını seçip yuvalarını bunların üzerine yapmışlardır.

Her yıl olduğu gibi yine baharda bizim evin üstündeki yuvaya leylekler gelir yerleşir.

Dişi leylekler, zamanla yumurtlar ve kuluçkaya yatar. Durumu yakından takip eden bir gencin aklına bir muziplik gelir. Leyleklerin yuvada olmadığı bir anda, leylek yumurtalarının arasına ördek yumurtasını bırakır. Beklenen zaman gelip de yavrular birer birer yumurtadan çıkmaya başlayınca, ördek yavrusu da doğar.

Ana ve baba leylek, bu kendilerine hiç benzemeyen yavru ördeği, bir o yana bir bu yana çevirip diğer leyleklere haber verirler. Leylekler, hep birlikte bu acaip yavruyu incelerler.

Ördek yavrusunu yuvadan aşağı atıp öldürürler... Ertesi gün tekrar bu yuvaya gelen leylekler, bu defa, ana leyleği ortaya alırlar. Gagalarıyla vura vura öldürürler. Yuvadan aşağı atarlar.

Rahmetli olan bu genç bir merak neticesi yaptığı bu deneyi anlatırken, o hadiseyi yaşar gibi olur, gözleri dolar ve dayanamaz ağlardı. "Hayatta yaptığım en büyük yanlıştı." der ve kahrolurdu... Çünkü, hayvan da olsa o bir yuvayı dağıtmıştı...

Gön: Hikmet Çamlı - Ankara



Erkek : Bahri - Kız : Naciye - Yemek : Yayla çorbası, Ciğer tava, Yoğurt, Kavun



Featured Image 01