MANZUM MENKIBE - AKREP VE YILAN
| Kutbüddîn-i Bahtiyâr, anlatır ki: Bir kere, |
Bir arkadaşım ile çıkmıştık bir sefere.
|
| Bir nehrin kenarında, otururken hâsılı, |
Baktık koca bir akrep, gidiyor hızlı hızlı.
|
| Bu halden şüphelenip, tâkip ettik hayvanı, |
Sonra gördük ilerde, büyükçe bir yılan'ı.
|
| O akrep soktu gidip, yılanı bir yerinden, |
Koca yılan ânında, kıvrılıp öldü hemen.
|
| Biz bunun hikmetini, düşünüyorduk ki tam, |
Baktık ki çok yakında, yatmış uyur bir adam.
|
| Düşündük ki, Bu kişi, mübarek olsa gerek, |
| Ki akrep hizmet etti, yılanı öldürerek. |
| Lâkin fena bir koku, gelirdi üzerinden, |
Meğer o şarap içip, o yere sızmış hemen.
|
| Çok şaşırıp bir mânâ, ararken bu işe biz, |
Şöyle bir nidâ duyduk, gâibden gâyet veciz:
|
| Eğer biz lütfumuzu, hep iyi insanlara, |
Saçsaydık, kim bakardı, cümle günahkârlara?
|
| O adam bu ses ile, uyandı uykusundan, |
Yılanı da görünce, sarardı korkusundan.
|
| Lâkin biz anlatınca, herşeyi kendisine, |
Nedâmet yaşı doldu, o anda gözlerine.
|
| İlim ve ibâdete, sarılarak o günden, |
| Oldu hem zamanının, büyük âlimlerinden. |
Erkek : Hakkı - Kız : Hafize - Yemek : Haşlama et, Bulgur Pilavı, Salata, Muhallebi