HİKÂYE - YILANIN İNTİKAMI
Yıllar önce, naylon ip ve halat yerine kendirden yapılan sicimler kullanılırdı. İmalatta kullanılan kendirlerin serin yerde muhafaza edilmesi gerekirdi. Bizim Birecik’te bu iş için en uygun yer evlerin içindeki mağaralardı.
Kendir ustası, işleyeceği miktarda kendiri mağaradan alarak Fırat sahilindeki tezgâhına gider. Kalfaları ile bağcıkları çözen ustanın biri, bir de ne görsün? Kendir liflerinin arasında yılan yuvası var ve yavrular kıvrılıp duruyorlar Oralarda böyle hâdiseler olağan olduğu için, usta da kalfalar da hadiseyi gayet tabii karşılıyorlar. Ama usta işin sonunu hesap edip diyor ki:
-Bu yuvayı bozmadan, kendir bağcıklarını tekrar bağlayıp mağaraya götürmek lâzım. Yavrularının imhâ edildiğini anlayan anne yılan, eve bir zarar vermeye kalkışır.
Bu arada yılan da yavrularının olduğu bağı yerinde bulamayınca, oraya önceden serin olduğu için bırakılan yoğurt kabının içine olanca zehirini akıtıyor. Yavruları tekrar aynı yere bırakılınca bu yapmış olduğu hatâyı tekrar telafi etmek istiyor.
Kuyruğunu, zehir akıttığı yoğurt kazanına daldırıp ıslattıktan sonra, toprağa sürtüyor. Çamurlanan kuyruğunu tekrar kazana daldırarak yoğurdu kirletiyor. Birkaç defa ayni hareketi yaparak yoğurdu iyice topraklı hâle getiriyor.
Öğle vakti evin hanımı yoğurdu almaya gittiğinde, çamurlanmış olduğunu görüp hayret ediyor. Akşam kocasına anlatıyor. Usta, durumu anlıyor ve diyor ki:
Bu yılan, yavrularının intikamını almak üzere zehirlediği yoğurdu, yavrularını tekrar verdiğimiz için bize yedirtmemek için kirletmiş.”
Mahmud Sabancı - Şanlıurfa
Erkek : Fevzi - Kız : Kerime - Yemek : Pirinç çorbası, Bezelye, Peynirli Makarna, Salata
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE