Untitled Document

MANZUM MENKIBE - GEMİLER KARADAN YÜRÜDÜ

Yıl bindörtyüz elli üç, mevsim bahar, ay Nisan,
Geldi Bizans önüne, genç padişah Mehmed Hân.

İstanbul önlerinde kurdu karargâhını,
Ümit ve iştiyakla sürüyordu atını.

Muhteşem ordusuyla bu fethe çıktığında,
Âlimler ordusu da yer almıştı yanında.

Hocası Akşemseddin ve Molla Gürânî'ler,
Molla Fenâri gibi, en mûtena âlimler.

Talebeleri ile, gelirlerdi bu fethe,
Cesâret verirlerdi, Fâtih Sultan Mehmed’e.

Töremiz mûcibince, genç pâdişah, evvelâ.
İslâmı teblîğ etti, harpten önce küffâra.
Ve lâkin red cevabı alınca kâfirlerden,
Şehri muhâsaraya başladı sonra hemen.

Daha sonra pâdişah, paşalardan birini,
Hocasına gönderip, yaptı şu tembîhini.

Dedi Sor ki hocama, bizim midir bu zafer?
Bu düşmana karşı biz, olur muyuz muzaffer?

Hocası Akşemseddin buyurdu ki: Bu denli,
Ümmet-i Muhammed’den, er, kumandan ve velî.
Bir kâfir kal’asına, olur da müteveccih,
Hak teâlâ müyesser etmez mi bize fetih?


Erkek : Zeki - Kız : Zeyneb  - Yemek : İzmir Köfte, Pirinç pilavı, Yoğurt, Helva



Featured Image 01