MENKIBE - ŞARAPÇININ SONU
Abdülazîz Revvâd hazretleri başından geçen ibret verici bir hâdiseyi şöyle anlatmıştır:
Medîne-i Münevvere'de idim. Bir gece Mescid-i Nebî’ye gidiyordum. Bir kadın telaşla yaklaşıp;
“Ey efendi! Eğer sevab kazanmak istiyorsan yardıma gel! Şurada bir hasta var, can çekişiyor, ölmek üzere. Yanındakiler hep kadın. Bir erkek yok ki, ona şehâdet kelimesini telkin etsin, söyletsin!“.
Hemen oraya gittim. Ölmek üzere olan adama, kelime-i şehâdeti söyletmek için ne kadar uğraştıysam, bir türlü söyleyemedi! Bir ara gözlerini açıp;
"Kaç defâdır bunu söyle diyorsun. Fakat ben söyleyemiyorum. Ben bu kelime-i şehâdetten ve İslâm dîninden yüzümü çevirmişim." dedi ve öldü.
Adamın kim olduğunu ve hâlini araştırdım. “Bu adam devamlı şarap içerdi!” dediler. Kendi kendime, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâmın; “Şarap içmeyi âdet eden, vesene (puta) tapan gibidir.” buyurması elbette doğrudur, dedim.
FIKRA - İMZA
Adamın biri, kendisi hakkında kötü sözler söyleyen birine haddini bildirmek için evine kadar gider.
Fakat, evde bulamaz. Öfkesinden kapıya büyük harflerle "EŞŞEK" yazıp geri döner.
Birkaç gün sonra o kişiden şöyle bir yazı alır:
"Bize gelmişsin. Kapıya attığın imzadan anladım!.."
Erkek : Zübeyr - Kız : Zühre - Yemek : Bezelye Çorbası, Yaprak sarması, Yoğurt, Baklava
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE