MANZUM MENKIBE - YÜK TAŞIYAN ASLAN
| İnsanları hak yola, çağıran bir evliyâ, |
Harkan kasabasında, teşrîf etti dünyâya.
|
| Her yere yayılmışken, onun şânı ve ünü, |
Bilmiyordu zevcesi, lâkin üstünlüğünü.
|
| Hakâretler ederek, üzerdi de, o yine, |
Devamlı sabrederdi, onun bu hâllerine.
|
| İbni Sînâ işitip, bir gün Ebül Hasen'i, |
Harkan'a ziyârete, gelmişti kendisini.
|
| Evini öğrenerek, kapıyı çaldı hemen, |
| Zevcesine sordu ki: Nerededir Ebül Hasen? |
| Dedi: Gitti ormana, odun alıp gelecek, |
Başka adam yok muydu, ziyâret eyliyecek?
|
| Daha münâsebetsiz, sözler de sarf edince, |
Filozof İbni Sînâ hayret etti bir nice.
|
| Oradan ayrılarak, gidiyorken ormana, |
Daha çok hayret ile, rastladı birden ona.
|
| Odunu bir aslana, yükletmiş geliyordu. |
Onu böyle görünce, Bu ne hâl? diye sordu.
|
| Buyurdu ki: Evimde, biraz önce gördüğün, |
Belâ ve sıkıntıyı, çekerim, hemen her gün.
|
| Ben o belâ yükünü, taşırım evde öyle, |
| Bu da benim yükümü, taşıyor işte böyle. |
Erkek : Nuri - Kız : Nurbânu - Yemek : Zeytinyağlı barbunya, Mantı, Revani