Untitled Document

HATIRA - KOSOVA'DA BİR PADİŞAH TÜRBESİ

Arabamız Kosova Ovası'na girince, kendimi yine o çocukluk rüyâlarımın güzelliği ve serinliği ortasında buldum. Sultan Murad Hüdavendigâr'ın şehid düştüğü yere yapılan türbeyi bulmamız zor olmadı. Osmanlı mimârisinin tipik bir örneği olan Türbe, Kosova Ovası'nda yapayalnızdı.

Gözlerim, bahçe kapısında, önce yetmişlik türbedarı aradı. Biliyorum ki, sadece Allah rızası ve Türklük sevgisi için ömrünü türbedarlıkla geçiren o Evlâd-ı Fâtihan torunu, Kosova Savaşının cereyan tarzını, bir zamanlar, Yugoslavya Başbakanı'na anlattığı gibi, bana da coşarak anlatacak; "...Bak şimdi kızanım, Sultan murad Han otuzbin kişilik ordusuyla gelip burada cephe kurdu. Sağ cenâhını, oğlu Yıldırım bayezid tutuyordu. Sol cenahında ise diğer oğlu Şehzâde Yâkub vardı. Tabii Cennetmekân Murad Han, kuvvetleriyle tam ortada bulunuyordu. Te şu karşı tepelerde de, ordusuyla birlikte Sırbistan kralı Lazar vardı. Bu mübarek Kosova'da bütün kâfirler, bizimle vuruşmak için toplanmışlardı. Ben, Sırpları, Bulgarları, Arnavutları, Hırvatları, Macarları, Makedonları sayayım. Sen Lehleri, Ulahları, Çekleri, Karadağlıları, Bosnalıları, Slovakları, Slovenleri say. Ben kafir ordusunu kırkbin, ellibin diyeyim. Sen çekinmeden altmışbin de! Otuzbine karşı, altmışbin!

Bu Kosova Meydanında, vuruşma tam sekiz saat sürdü. Kan gövdeyi götürdü. Kafir, bir ara, bizim sol cenaha yüklendi. Şehzade Yâkub'u düşürmek istedi. Yıldırım Bâyezid, te şu tepelerden yetişip, Şehzade Yâkub'u çeviren kâfire, öyle bir kılıç üşürdü, öyle bir kılıç üşürdü ki deme gitsin. Kâfirlerin gözleri şaşı oldu. Ağızları açık kaldı. Kâfir, yüzgeri kaçmaya başladı. Şehzade Yâkub, babasından destur alıp, kaçan kâfiri kırmaya gitti. Murad Han'la Yıldırım bayezid de meydanda kalanları tepelediler. 

Y. Bülent Bakiler

 



Erkek : Nadir - Kız : Mehpare - Yemek : Kıymalı Pide, Ayran, Kadayıf



Featured Image 01