Untitled Document

SOHBET - KUR'ÂN-I KERÎM

Kur'ân-ı kerîmdeki arabî kelimeler, Allahü teâlâ tarafından dizilmiş olarak âyetler hâlinde gelmiştir. Cebrâil aleyhisselâm, bu âyetleri, bu kelimelerle, bu harflerle okumuş, Muhammed aleyhisselâm da, mübârek kulakları ile işiterek, ezberlemiş ve hemen Eshâbına okumuştur.

Cebrâil "aleyhisselâm" her sene bir kerre gelip, o âna kadar inmiş olan Kur'ân-ı kerîmi, Levh-il-mahfûzdaki sırasına göre okur, Peygamber "sallallahü aleyhi ve sellem" efendimiz dinler ve tekrâr ederdi. Eshâb-ı kirâmdan çoğu, Kur'ân-ı kerîmi tamâmen ezberlemişti. Ba'zıları da, bir çok kısımlarını yazmışlardı. Muhammed aleyhisselâm, âhırete teşrîf ettiği sene, halîfe Ebû Bekr "radıyallahü anh", ezber bilenleri toplayıp ve yazılı olanları getirtip bir hey'ete, bütün Kur'ân-ı kerîmi, kâğıt üzerine yazdırdı. Böylece, (Mushaf) denilen bir kitâb meydâna geldi.

Otuzüçbin Sahâbî "radıyallahü teâlâ anhüm ecma'în" bu Mushafın her harfinin, tâm yerinde olduğuna söz birliği ile karâr verdi. Üçüncü halîfe Osmân "radıyallahü anh", hicretin yirmibeşinci [25] senesinde, altı adet daha Mushaf yazdırıp, Bahreyn, Şam, Mısır, Bağdâd, Yemen, mekke ve Medîne'ye verdi. Bugün, bütün dünyâda bulunan mushaflar, hep bu yedisinden yazılıp, çoğalmıştır. Aralarında bir nokta farkı bile yoktur.



Erkek : Asım - Kız : Zeliha - Yemek : Ezogelin çorbası, Ciğerli pilav, Yoğurt, Portakal



Featured Image 01