TARİH - SELÇUKLU MEDENİYETİ
Selçuklular, gerek İran gerekse Anadolu’da tıp öğrenimi için hastaneler açtılar. Bunların başlıcaları Kayseri (1205) Sivas (1217), Konya (1220) Divriği (1228) Çankırı (1235) ve Kastamonu (1273) dedir hastanelerden salgın hastalıklar çıktığında halka ilaç veriliyor ve tedavi yapılıyordu.
Bu hizmetler parasızdı. Anlaşıldığına göre özellikle, Türkiye Selçuklu Devleti’nde sosyal hizmetler diğer türk devletlerine nazaran daha iyi görülüyordu. Bir kaynağımız bu devletin ünlü hükümdarı 1. Alaeddin Keykubat devrinden şöyle bahseder. “Müslümanlar güvenlik asayiş ve huzuru selçuklu hanedanın mübarek sancağı gölgesinde buldular. Bu dindar padişahlar zamanında yapılan medreseler, kervansaraylar köprüler ve başka hayır müesseleri hiç bir devrede yapılmamış, alimlere, zahitlere ve halka gösterilen himaye ve şevkat girişilen gazalar ve kazanılan zaferlerle hiç zaman vuku bulmamıştır.
HİKMET - YAZILAN KİTAP
Müslümanın biri ağza alınmayacak kadar çok çirkin şeyler söylüyordu. O sırada yoldan geçmekte olan bir evliya ona şöyle buyuruyordu: “Sen böyle neler söylüyorsun! Konuşmalarına ve söylediğin sözlere çok dikkat et! Bilmiş olki; sen şu anda.
Rabbinin huzuruna çıkarılacak bir kitaba yazılmakta olanları söylüyorsun. Onun için bu kitabı çirkin ve boş şeylerle doldurma!”
Erkek : Cevat - Kız : Fazilet - Yemek : Türlü, Pirinç pilavı, Yoğurt, Meyve
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE