Untitled Document

MANZUM MENKIBE - ALTIN-GÜMÜŞ

"Ebüssü'ûd Bâzinî," devrinin âlimiydi,
Bir büyük velî olup, kerâmet sâhibiydi.

Eski elbise giyip, yaşardı sâde hayat,
Çok mütevâzi olup, ederdi hep kanâat.

Dünyâya düşkün biri, duysaydı sohbetini,
Çıkarırdı gönlünden, dünya muhabbetini,

Fakir ve gariplerle, olurdu alâkadar,
Dünya düşkünlerine, etmezdi hiç i'tibar.
Bu velî'yi tanıyan, vardı ki zengin bir zât,
Para vermek istedi, kendisine o bizzat.

Lâkin kabul etmedi, parayı bu evliyâ,
Dedi: Düşkün değiliz, biz aslâ bu dünyaya.

O zât ısrar edince, bir hayli yalvararak,
Buyurdu ki: Ey kişi, dön de şu sahrâya bak.

Bakıp hayret içinde, kalmıştı o arada,
Zîra "altın" ve "gümüş", akıyordu sahrâda.

Derhal ayaklarına, kapanıp bu büyüğün,
Talebesi olmakla, şereflendi aynı gün.

FIKRA - ZAM

Ali Bey, patronuna çıkarak kekeleyerek
-Efendim şey şey der. Herşey pahalandı. Aylığımın biraz arttırılmasını rica edecektim.  Patron gülümseyerek cevap verir:
-Aylığınızı geçen ay arttırdık. Geçen ay zarfta yüzde elli fazla vardı.
-Şey! Afedersiniz efendim. Hanım o zamın hiç sözünü etmedi de...



Erkek : Latif - Kız : Letafet - Yemek : Kıymalı Ispanak, Fırında makarna, Sütlaç, Armut



Featured Image 01