MENKIBE - DENİZDEKİ ADAK
Şeyh-ül-islâm Ebüssüûd Efendi'nin hâli vakti yerinde idi. İyi elbise giyerek câmiye giderdi. Bir gün ahbâbından birisi yanına geldi. Ebüssüûd Efendi'nin başında çok pahalı bir sarık vardı. Gelen, şöyle düşündü: "Şu sarığa bak hele, dedi. Bunu satsan birçok yoksulun karnını doyurursun."
Ebüssüûd Efendi, o insanın içinden geçenleri biiznillah anladı. Sarığı başından çıkardı ve buyurdu ki: -Al şunu götür, pazarda sat! Parasıyla yoksul doyur!
Adam sarığı aldı, sarıkçıya sattı. Parası ile yoksulları doyurdu. Sonra döndü. Kapıdan girdi ve şaşırdı: Biraz evvel pazarda sattığı sarık aynen Ebüssüûd Efendi'nin başında duruyordu.
Ebüssüûd Efendi tebessüm ederek buyurdu ki: -Bu işin sırrını öğrenmek istersen, var git filân yerdeki filân insana sor.
Adam hemen söylenen kişiye gitti. O da şöyle îzâh etti: -Ben, bir deniz yolculuğuna çıkmıştım. Dönerken, gemimiz bir fırtınaya tutuldu. Müthiş bir fırtınaydı.
İşte böyle can derdinde iken bir adakta bulundum: "Eğer bu fırtınadan sağ-sâlim çıkarsam Ebüssüûd Efendi'ye bir sarık alıp hediyye edeceğim." dedim. Allahü teâlânın yardımı ile kurtulduk. Günlerdir Ebüssuûd Efendi'ye uygun bir sarık arıyordum. Nihâyet bugün bir sarıkçıda buldum ve adağımı yerine getirdim.
Erkek : Yahya - Kız : Tuba - Yemek : Etli nohut, Bulgur Pilavı, Turşu, Sütlaç
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE