MENKIBE - KASAP İLE TÜCCÂR
Vaktiyle ilim ve irfan âşığı bir zât, çok hürmet ettiği kâmil bir zâta dedi ki: -Bana ermiş olan bir evliyâ gösterebilir misin?
-Haydi sokağa çıkalım! Sokağa çıktılar. Kâmil olan zât bir kasap dükkânına uğrayıp bir okka et istedi. Eti eline alır almaz; "Bu et yağlı olmuş, beğenmedim." dedi. Kasap bir daha kesti. Bu defa, "İyi ama çok kemikli oldu." dedi. Yine kabûl etmedi. Koyunu parça parça yaptırdıktan sonra: "Bunu da beğenmedim, bugün et almayacağım." diyerek dükkândan çıktı. Kasap da, "Kusura bakmayın size lâyık et bulamadım, inşaallah başka zaman istediğiniz gibi et veririm." diyerek özür diledi.
Bu defa kumaş satan bir dükkâna uğradılar. Kamil zat, selâm verdikten sonra toplardan birkaç top kumaş göstererek dedi ki: -Şu kumaşların birisini indir. Altı arşın kes! Parasını sonra vereceğim.
Mal sahibi cevâben dedi ki: -Böyle alış-veriş olmaz! Evvelâ kumaşlardan birini beğeneceksin! Sonra fiyâtını sorup kabûl edeceksin! Ondan sonra da parasını ne zaman ödeyeceğini söyleyeceksin! Ben etini parça parça ettirip de beğenmedim diyerek dükkânından çıktığınız kasap değilim!
Oradan ayrıldılar. Kâmil olan zât, yanındaki kimseye dedi ki: -Sence bunlardan hangisi daha büyük velî?
-Büyüklere derece ta'yîn etmek benim ne haddime! Fakat şu kadarı belli ki, tüccarın elinde dinin alış-veriş terazisi var. Buna göre hareket ediyor. Ne zarar veriyor, ne de zarara giriyor. Kasap ise, tasavvufta aşk deryâsına dalmış. -Haydi şimdi gidelim, kasaptan parçalattığımız etleri satın alalım da zarar görmesin! Hakkını da helâl ettirelim!
Erkek : Rıdvan - Kız : Hicran - Yemek : Taze fasulye, Pirinç pilavı, Cacık, Erik
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE