Untitled Document

MENKIBE - RESÛLULLAHIN YATAĞI

Peygamber efendimizin yatağı, içi hurma lifi ile doldurulmuş deriden idi. Bazan hasır üzerine yatarlar, mübârek vücûduna hasırın izleri çıkardı. Başlarının altına yüz yastığı koyarlardı. Hazret-i Âişe vâlidemiz anlatıyor: "Bir gün bir kadın evimize geldi. Resûlullahın yatağını gördü. Evine gidip daha güzel bir yatak getirdi. Ben de o döşeği aldım. O sırada Resûlullah eve teşrif edip yatağı gördü. Hadiseyi anlattım. Buyurdular ki:

"Ya Âişe! Bu yatağı geri gönder. Ben istesem Allahü teâlâ bana dağlar kadar altın, gümüş verir. Ancak ben fakirliği, kanaati tercih ediyorum." Hazret-i Hafsa vâlidemizden Resûlullah efendimizin yattığı yatak nasıldı? diye soruldu. Şöyle cevap verdi:

Yünden dokunmuş kalın kumaştandı. Onu iki kat ederdik. Onun üzerinde uyurlardı.

SOHBET - EMÂNETE HIYÂNET

Emânet, saklamak üzere bırakılan bir haktır. Bu, ister Allahü teâlâya ait olsun, isterse kullara ait olsun, hepsi buna dâhildir. Korumak üzere bize verilmiş olan her şey, emânettir.

Her ne suretle olursa olsun, bize bırakılmış olan bir emâneti korumak lâzımdır. Bunlara uymamak hiyânettir. Allahü teâlânın bize verdiği uzuvları, yaratılış gayesinin aksine kullanmak da emânete hiyânettir.



Erkek : Hakkı - Kız : Hafize - Yemek : Haşlama et, Bulgur Pilavı, Salata, Muhallebi

Featured Image 01