Untitled Document

TARİH - SEYYİD ONBAŞI

Çanakkale savaşları, aziz şehidlerimizin ve gâzîlerimizin kahramanlık hikâyeleriyle doludur. 270 kg'lık mermileri sırtında taşıyıp, topun ağzına süren Mehmed oğlu Seyyid'in müstesna yeri vardır. Cephede Seyyid Onbaşı'nın bu büyük maharetini gören müttefik Alman subayları, onu hayranlıkla seyrederler. Almanlar arasında; Çanakkale savaşlarında 5. Ordu Komutanlığı'nda bulunmuş ve Filistin savaşlarında "Yıldırım Orduları Komutanlığı" yapmış Liman Von Sanders de vardır (Türk ordusunun Mareşal Liman Paşa'sı).

Sonra; gün gelir, savaş biter. Liman Von Sanders, Seyyid Onbaşı'yı unutmamıştır. Onu köyünden çağırtır. Önüne de, onun savaştığı bataryadaki obüs ile mermiler koydurur ve bu mermileri topun ağzına sürmesini ister. Seyyid Onbaşı, zorlanır, fakat mermileri bir türlü yerden kaldıramaz. Liman Paşa şaşkınlıkla sorar;

-.........bataryasındaki asker sen değil miydin?!."

-Bendim!. -Öyleyse, mermileri niçin topun ağzına süremiyorsun?!.

-Beyim, sen o düşmanı yine benim karşıma getir. Bak yine bu mermileri topun ağzına nasıl sürerim, gör!..

FIKRA - BİZ DE ÖLELİM

Nasreddin Hocayı sıcak bir yaz akşamı yeme¤e ça¤ırmışlar. Sofraya bir tencere erik hoşafı getirilmiş. Ev sahibi eline bir kepçe almış. Hoca'ya da bir kaşık vermiş. Başlamışlar buz gibi hoşafı içmeye. Adam kepçeyi her daldırışta, "Öf öldüm!" diyormuş. Hoca bakmış ki, hoşaf bitecek; kaşı¤ı adama uzatıp;

"Arkadaş demiş, ver şu kepçeyi de, biraz da biz ölelim!"



Erkek : Salih - Kız : Süheyla - Yemek : Sebze çorbası, Domatesli Kavurma, Kadayıf



Featured Image 01