Untitled Document

MANZUM MENKIBE - HAZRET-İ HIZIR

Şemseddîn-i Attâr da hazret-i Hızır ile, 
İlgili bir kıssayı, nakleder bize şöyle:

Celâleddîn-i Rûmî, bir gün va’z ediyordu,
Cemâ’at, da oturmuş, zevk ile dinliyordu.

Hazret-i Musâ ile, Hızır hikâyesini
Dinlerken kesmişlerdi, hepsi nefeslerini.

Zirâ, anlatırdı ki, öyle fasîh dil ile, 
Dinliyordu cemâ’at, O’nu can kulağıyle.

Yanımda biri vardı, O dahi dinliyordu.
Baktım, kendi kendine, bir şey söyleniyordu.

Kulak verip dinledim, şöyle diyor idi ki:
(Nasıl da anlatıyor, yanımızdaymış gibi.)
 
Düşündüm ki “O mâdem, söylüyor böyle kelâm,
Öyleyse bu olmalı, Hızır aleyhisselâm.

Yanına sokularak, dedim ki: (Bildim, evet,
Sen Hazret-i Hızır’sın, lütfen bana ihsân et!)

Buyurdu ki: (Burada, işte var ya Mevlâna,
Sen O’na rica et ki, ihsân eder o sana.)

Sonra kayboluverdi, ortadan birden bire,
Ben bunu Mevlâna’ya, gittim haber vermeğe.

Ben söze başlamadan, buyurdu ki O ilkin:
(Hızır’ın söylediği, doğrudur ey Şemseddîn)

FIKRA - BİLGİÇLİK

Sonradan görme zenginin oğlunu boğulmaktan son anda kurtarırlar. Dalgıçlar hastaya müdahale ederken, adam sorar:

- Çocuğa ne yapıyorsunuz?

- Sun’î teneffüs yaptırıyoruz ona efendim. Sun'î sözünü duyan adam bağırır.

- Olmaz canım, hakîkî teneffüs yaptırın! Masrafı neyse öderiz.



Erkek : Sezai - Kız : Semiha - Yemek : Yoğurtlu Kebab, Bulgur pilavı, Portakal



Featured Image 01