Untitled Document

MANZUM MENKIBE - KİMSEYE SÖYLEME

Sülâle-i Resûl'den, Abdülhakîm Efendi,
Son asırda yetişen, büyük âlimlerdendi.

İlmiyle âmil olup, "Büyük velî" idi hem,
O'nu anlatmak için, âciz kalır bu kalem.

"Abdülkâdir Efendi", nâm bir pamuk tüccarı,
Var idi ki, O bizzat, anlatmıştır şunları:

"Efendi Baba" ile, Eyüb câmiinde biz,
Bir öğle namazını, kılıp çıktık ikimiz.

Ve "Hazret- i Hâlid"in, mübârek türbesine, 
Girip oturuverdik, sandukanın önüne.

İkimizden başka da, kimse yoktu o günü,
Buyurdu: (Bana sokul, kapat iki gözünü.)
 
"Peki" deyip kapattım, ve gördüm ki o vakit,
Ayak üzre duruyor, o an hazret-i Hâlid.

Uzun boylu, heybetli, gördüm kendilerini,
Yaklaşınca kalktım ve , hemen öptüm elini.

Bir şeyler konuştular, ikisi yavaş sesle,
Ben bir şey duymuyordum, seyrederdim edeble.

Birazdan, (Gözünü aç), buyurdu yine bana,
Açtığımda gördüm ki, otururuz yan yana.

Sonra çıktık dışarı, ikindi okunurdu,
Efendi, bana dönüp, (Neler gördün?) buyurdu.

Söyledim, buyurdu ki: (Hayatta oldukça ben,
Kimseye haber verme, gördüğünü kat'iyyen.)

FIKRA - HASTABAKICI

Hastabakıcı olmak için müracaat eden bir genç kıza, müdür sorar:

- Hasta bakıcılık, bonservisiniz var mı?

- Hayır.

- Öyle ise işe alınmanız imkânsız.

- Bonservisim yok ama bu işte tecrübeliyim.

- Ne gibi yâni ?

- Kardeşim futbolcu, ağabeyim boksördür. Nişanlım kayak yapar, eniştem ise bir kaç hafta öncesine kadar paraşütçüydü. Babam ise şofördür.



Erkek : Suat - Kız : Lütfiye - Yemek : Nohutlu İşkembe, Ispanaklı Kavurma, Yoğurt



Featured Image 01