Untitled Document

MENKIBE - İMÂN EDEN MECÛSÎ

Hazret-i Ömer zamânında doğu cephesi komutanı Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri, Kûfe’de bir bina yapmak istedi. Bina yapmak istediği arsanın bitişiğinde, bir mecûsînin arsası vardı. Bu arsayı ondan satın almak istedi. O ise, satmak istemiyordu. Hanımı: - Onların Medîne’de bir Halîfeleri var. Sen gidip durumu ona anlat, dedi.

Bunun üzerine mecûsî Medine'ye gitti. Medine'de karşılaştığı birine sordu: - Ben, Halîfe ile görüşeceğim, acaba sarayı nerededir?

- Bizim Halîfemizin sarayı yoktur. Bizden farklı bir yaşayışa sahip değildir. Şimdi o şehir dışına çıktı. Sen de o tarafa gidersen görüşebilirsin diyerek, Hazret-i Ömer’in olduğu yeri ta’rîf etti. Ta’rîf üzere şehir dışına çıkan mecûsî, ağacın altında birisi ile karşılaştı. Yanına yaklaşıp dedi ki: - Ben Halîfeyi arıyorum, nerede olduğunu biliyor musun?

- Sen onu niçin arıyorsun? - Onun kumandanı, Sa’d bin Ebî Vakkas benim arsamı zor ile satın almak istiyor, onu kendisine şikâyet edecektim.

- Aradığın kimse benim. Hazret-i Ömer kâğıt aradı, bulamadı. Bulduğu bir kemik üzerine “Bismillâhirrahmanirrahîm. Ey Sa’d, bu mecûsînin kalbini kırma! Yoksa hemen yanıma gel!” diye yazıp, mecûsîye:

- Bunu al, Sa'd'a götür! dedi. Mecûsî, ta buralara, boşuna geldim, diyerek geri döndü. Kûfe’ye döndüğünde, hanımı, sen yine git komutana bunu göster, belki faydası olur, dedi. Çekine çekine, Sa’d bin Ebî Vakkas hazretlerinin huzûruna vardı.

Arkadaşları ile oturuyordu. Uzaktan kemiğin üzerindeki yazıyı tanımıştı. Neşeli hâli, birden değişip rengi soldu. Mecûsîye: - Ben arsanı almaktan vazgeçtim, yeter ki beni O’nun huzûruna çıkarma! dedi.

Mecûsî, kumandanın yalvarırcasına söylediği bu sözleri işitince şaşırıp kaldı. Bir kemik parçasıyla yanına geldiği için alay edileceğini beklerken, ne ile karşılaşmıştı.

İslâmın bu güzel âdeti ve adâletine hayran kalan mecûsî, kelime-i şehâdet getirip müslüman oldu.



Erkek : Fethi - Kız : Cemile - Yemek : Izgara Köfte, Patates püresi, Cacık, Armut



Featured Image 01