MANZUM MENKIBE - EBÛ UBEYDE
| Eshâb-ı kirâmdandı, vâliydi, Şam şehrinde, |
| Halîfe Ömer Fârûk, geldi ziyâretine. |
| O, Ebû Ubeyde’ye dedi ki: "Ey kardeşim, |
| Beni kendi evine, götür de dertleşelim." |
| Peki, deyip gittiler, mütevâzi evine, |
| Velâkin halîfenin, gitti çok garibine. |
| Zirâ, bakındı şöyle, evin dört köşesine, |
| Eşyadan hiç bir nesne, rastlamadı gözüne. |
| Yerde eski bir keçe, kenarda su testisi, Yoktu eşya nâmına, ikisinden gayrisi. |
| Dedi ki: "Ey kardeşim, ne işlersin bu yerde |
| Senin evin bu ise, eşyaların nerede? |
| Sen ki, şam diyârının, şu an bir vâlisisin, |
| Yok mu ikrâm edecek, evinde sofran, sinin?" |
| Hemen Ebû Ubeyde, bir zembil getirerek, |
| Aldı onun içinden, bir parça kuru ekmek. |
| Gördü bunu halîfe, çok duygulandı bundan, |
| Ağlayıp, gözyaşları, aktı yanaklarından. |
| Buyurdu ki: "Çoğunu, değiştirdi bu dünya, |
| Seni değiştirmemiş, ey kardeşim gördün ya." |
Erkek : Rüçhan - Kız : Şükran - Yemek : Yaz Türlüsü, Pirinç pilavı, Salata, Karpuz
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE